Ropörtaj:
A'dan Z'ye İnşaat...
 BİNALARIN DA ÖMRÜ VAR

Uzun sohbet sırasında Deniz Karataş özellikle kentsel dönüşüm üzerinde dururken insanların bir ömrü olduğu gibi binaların da bir ömrü olduğunu hatırlattı. Karataş, “Gerek banyo gerek mutfak ve de diğer odalarda yaptığımız tadilat ne kadar önemli ise; bundan daha da önemlisi, betonarme karkas yapı, kolon, kirişler yani binanın taşıyıcı elemanlarıdır” dedi.1+0 Dairelerin önündeki yasağın da kaldırılması gerektiğini sözlerine ekleyen Karataş, gayrimenkule yatırım yapmak isteyip de, kredi ödeme gücü kısıtlı olanlar ya da küçük ölçekli birikime sahip olanların sıklıkla 1+0 daireleri tercih ettiğini söyledi.

ANTALYA’NIN ÜÇ TEMEL SORUNU
Antalya kentinin üç temel sorunu olduğuna dikkat çeken Deniz Karataş, “Birincisi bazı semtlerin kentsel anlamda kullanılamaması problemidir. İkincisi kentin trafik problemidir. Üçüncü problem ise halkın ihtiyacı olan kentsel alanların eksikliğidir” ifadesini kullandı. yapılarda yatay plan dönemini desteklediklerini belirten Karataş, “Mevcut uygulamada, örneğin 20 katlı binanın her katı için ayrı ayrı emsal dışı alanlar yapma hakkı vardı. Bu uygulama ile bu hak kaldırılacak. Bu da müteahhitleri az katlı bina yapmaya teşvik edecek” şeklinde konuştu.

İnşaat denilince akla Tüm İnşaat Müteahhitleri Federasyonu Genel Başkan Vekili,
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Meclis Üyesi ve Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Karataş geliyor.

Biz de Deniz Karataş ile deyim yerindeyse a’dan z’ye inşaat sektörünü konuştuk. İnşaat denilince akla ilk gelen konu hiç kuşku yok ki kentsel dönüşüm olurken Karataş, hemen her noktaya parmak bastı. İnşaat sektörü ile ilgilenenlerin keyifle ve dikkatle okuyacakları bir röportaj ile sizleri baş başa bırakıyoruz…

ÖNCELİKLE SİZİ BİRAZ TANIYABİLİR MİYİZ? GÖREVİNİZDEN ÖNCE NELER YAPTINIZ, MESLEĞE GİRİŞİNİZ VE MESLEK HAYATINIZDAN BİRAZ BAHSEDEBİLİR MİSİNİZ?

Antalya’da doğdum,7 kuşak Antalyalıyım. İlköğretimimi Antalya Namık Kemal İlkokulu’nda, orta öğretimimi Antalya Anadolu Lisesi’nde tamamladım.1996 yılında Doğu Akdeniz Üniversitesi Mühendislik Fakültesi İnşaat Bölümü’nden mezun oldum. Aynı yıl sektörde 45 yıllık geçmişi olan Karataş İnşaatta ailemin misyonunu üstlendim. 1997 yılından bu yana Antalya Güç Birliği Holding bünyesine ortak oldum, aynı sene İnşaat Mühendisleri Odasına, 2000 yılında ise Antalya Genç İşadamları Derneği geçmiş yönetim kurullarında görev aldım. 1998 yılında kayıtlı olduğum Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneğinde; 2003 yılına kadar denetim kurulu başkanlığı yaptım, 03.05.2003 yıllarında icra ettiğim Yönetim Kurulu görevimin arkasından 25.01.2009 yılında Antalya İnşaat Müteahhitleri Derneğinde Başkanlık görevine seçildim yine aynı sene merkezi Ankara’da bulunan Tüm inşaat Müteahhitleri Federasyonuna bağlanarak Ankara’da yapılan seçimlerden Federasyon Genel Başkan Vekili olarak sandıktan çıktım, Antalya’nın Ankara’daki sesi olmaya çalıştım. 10 Mart 2015 yılında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ( TOBB ) İnşaat Sektör Meclis Üyeliğine seçildim ve hali hazırda görevlerime devam etmekteyim. Aktif olarak sevdiğim Mühendislik hizmetini dışarıya yapamasam da ki zamanım yok; müteahhitlik faaliyetlerim devam etmektedir. Evliyim ve iki kız çocuğu babasıyım. İngilizce, Almanca bilmekteyim. En unutamadığım seyahatim Kamboçya Angkor Wat Tapınağı ve Hong Kong ziyaretimdir.

DİLERSENİZ İLK OLARAK YERLİ PARAM YERLİ MALIM KAMPANYASINDAN SÖZ EDELİM. NEDİR BU KAMPANYA?

Kampanyamızın hedef kitlesi herkes ve amacımız da “Yerli Malı Tüketerek, Üretim Yapmalıyız” hususunda tüm sektör firmalarını ve sivil toplum örgütlerini bizimle hareket etmeye davet etmektir. Bunun için de yerli malı üretim ve tüketimi konusunda halkımızın desteğine ihtiyaç var. Artık yabancı ürün hayranlığına son verilmeli ve okullarda yerli malı konusunda çocuklarımız eğitilmeli. Her şeyin en güzeli ve sağlıklısı ülkemizde en iyi şekilde üretilmektedir. İnşaatlarımızın tüm unsurlarında; imalatından dekorasyonuna yüzde 100 yerli üretim kullanılmasını istiyoruz. Asansör, yürüyen merdiven, mermer, doğal taş, plastik doğrama, seramik, laminanttan; perdeye, koltuğa, beyaz eşyaya ve su içtiğimiz bardağa kadar kısacası bir evin ev olabilmesi için gereken her türlü sanayinin en kalitelileri ülkemizde üretilmektedir ve tüketilmelidir.

Kampanya kapsamında paramız yurt içerisinde kalacaktır. İthalat ve ihracat arasındaki fark da kapanacak ve TL’miz değerlenecek, işsizliğimiz azalacak. Ayrıca 800 Yıllık Ahi Kültür ve geleneğine sahip olan bizim esnafımız kendi yemediğini başkasına yedirmez, kendi giymediğini de başkasına giydirmez. Yani önce kendinde test eder ondan sonra müşterisine tavsiyede bulunur kültürü sayesinde, tüketimimiz güvenli olacaktır.

Ülkemiz; coğrafik konumu, insan kaynağı, yaşam standartları ve kültürü ile benzersiz bir değere sahiptir ve yaşanan talihsiz olayların olması bu gerçeği asla değiştiremez. Altın yere düşmekle pul olmaz. Ekonomik açıdan da sağlam temellere dayanan ülkemizin, zor zamanlarını birlik ve beraberlik içinde atlatılacağına inanıyorum. Durmakla hiçbir noktada başarı ve istikrar yakalanmıyor. Üretken olmak zorundayız. Hepimizin ihtiyacı olan, geleceğe güvenle bakmak duygusudur. İş dünyasında da başarılı olmak ve bu başarıyı sürdürebilmek için en önemli unsurlar güven ve istikrardır. Ülke olarak bu güven ve istikrar doğrultusunda her zamanki gibi çalışmaya ve üretmeye devam edeceğimizi düşünüyorum. Öte yandan; Harcamalarımızı ve alışverişlerimizi yaparken ülke çıkarlarımızı ön planda tutmalıyız. Yerli üretimin desteklenmesi, o ürünün piyasada tutunmasının sağlanması, ekonomik büyümeyi hızlandıracağı gibi cari açığın kapatılmasına, işsizliğin düşürülmesine de katkı sağlayacaktır. Dünyaya Türkiye’nin doğal güzelliklerini, tarihini, kültürünü, ekonomik fırsat ve gelişimlerini insan odaklı vurgulayarak, dünya markası olmak için uğraşan firmalarımızın artan ihracatını destekleyeceğiz.

ANTALYA’NIN KENTSEL DÖNÜŞÜME BAKIŞI NASIL?

Antalya’nın acilen kentsel dönüşüme ihtiyacı var ve fakat Antalya’da münferit yıkmalarla kentsel dönüşüm süreci uzayacaktır. Bu da kent merkezini bir an önce daha yaşanılır modern bir hale getirmek için de siyaset üstü davranmamız gerektiği anlamına geliyor. Kentimizin Turizm’in Başkenti sıfatına yakışır bir hal alması için; kamuoyunu bir an önce harekete geçirmemiz ve muhakkak ki; siz değerli basın mensupları ve biz sivil toplum örgütleri iş birliği içinde çalışmamız, şehir halkını bilinçlendirmemiz şarttır.

Antalya Halkımızı inandırmak çok önemlidir çünkü İnsanlar güvendiği projelere ılımlı bakarlar lakin biz sektör aktörlerinin de ürettiğimiz ve üreteceğimiz projeler de yalın ve daha az karmaşık olmak zorundadır. Bir kuş bile yuvasını yıkmak istemez ancak daha güvenli ve güzel bir yuva için yıkar. Birey olarak, toplum olarak ulaşmamız gereken nokta sürdürülebilir bir yaşam, sürdürülebilir bir çevre olmalı. Bunun için bugün neler yapmalıyız, çevre bilincimizi nasıl daha üst seviyelere taşıyabiliriz, insanları nasıl daha bilinçli yapabiliriz konusunda bir arayış içinde olmalı ve doğru yönde gitmeli ve herkesi bu yöne davet etmeliyiz. Ancak bu şekilde köyümüz, şehrimiz, ülkemiz ve dünyamız bizim o sevdiğimiz haliyle kalabilir ve gelecek için hem bize hem yeni nesillere bir miras olarak kalabilir.
Biz Kentsel Dönüşümün sadece parsel bazında değil ada bazında ya da şehir bazında olması gerektiğine inanıyoruz. Ancak böyle olursa sosyal donatı yeşil alanları daha geniş, yaşam alanları daha müsait olur. Kapalı otoparklı, yüzme havuzlu, güvenlikli, çağdaş, modern ve sağlam yapıların ve bu şekilde ulaşılabileceğini düşünüyoruz.

ASKERİYENİN LOJMANLARI DA YIKILABİLİR

Hep söylerim yine söyleyeceğim Devletin Valilik binası yıkılabiliyorsa, askeriyenin 50 yıllık lojmanı da yıkılabilir nitekim özel mülkiyet değildir kamu malıdır yani Selekler Çarşısı’nın Doğusunu kast ediyorum ama Kadınyarı mevkiinın hemen yanındaki Şekerbank’ın bulunduğu bina yıkılamayabilir, çünkü orası özel bir mülk; yani ben Ahmet Bey’e ‘senin yerini yıkacağım diyebilir miyim? Diyemem artık onu ikinci planda söylemek daha doğru olur çünkü adamın tapusu var, ancak kamulaştırma yapılabiliyor ve vatandaş da ikna edilebiliyorsa olur, işte bu ayrım çok önemli. Çünkü biz kimseye zorla bir şey yaptırılsın istemiyoruz kimseye değerinin altında bir para ödensin de istemiyoruz, veya yıkalım yerine otel yapalım hiç demiyoruz, kentsel dönüşüm yıkıp, yerine park yapmak da demektir, sağlam yapılara dönüşmek de demektir ama öte yandan da deprem olduğunda o vatandaşın gelip de devlete ağlamamasını da istiyoruz.

Kentin yenilenmesi ile ilgili projelerimizi Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ile yaptığımız görüşmelerde sık sık paylaşıyoruz. Özellikle Cumhuriyet Meydanı ve Tophane Çay Bahçesi, Antalya’nın merkezinde Kent Meydanını ve Kent Parkını bir araya getiren bir proje olmasını belirtmiştik. Kent meydanın genişletilmesi ile Kaleiçi de koruma altına alınmış olan Balbey mahallesinin birleştirilmesi ve turizme kazandırılması gerekir. Bu noktada Balbey Mahallesi ile ilgili bir proje hazırlanırken Tophane Çay Bahçelerinin de içinde bulunduğu kent meydanı projesi de başladı. Düzgün gelişmeler, şehir merkezine turisti çekebilecek görselliği kazandırmamızla olacaktır bu da konut satımını getirecektir. Gayrimenkul satımları da turizmin gelişmesini sağlayacaktır.

ANLAŞILAN KENTSEL DÖNÜŞÜM DEYİNCE SÖYLEYECEK ÇOK SÖZÜNÜZ VAR. BİNALARIN BİR DAYANMA YAŞI VAR MI?

Bildiğiniz gibi her şeyin olduğu gibi; insanların da bir ömrü vardır ve fakat binalarımızın da bir ömrü vardır. Nasıl ki; yaşadığımız dairelerin içerisinde; gerek banyo gerek mutfak ve de diğer odalarda yaptığımız tadilat ne kadar önemli ise; bundan daha da önemlisi, betonarme karkas yapı, kolon, kirişler yani binanın taşıyıcı elemanlarıdır. En az daire içindeki tadilatlar kadar önemlidir. Kontrol edilmelidir. Nitekim binalarımızın bodrumları çoğunlukla rutubetli, nemli, kullanılmayan yerlerdir ya da dükkân olarak içinde oturan kişinin yapacağı işe yönelik tadilatlardan dolayı çoğu zaman taşıyıcı elemanlarının zarar gördüğüne sıklıkla rastlıyoruz. Bu ve benzeri hususlar maalesef kentsel dönüşüm süresini kısaltmaktadır. Kentsel dönüşüm değişen ve gelişen kentlerin ihtiyaçlarına çözüm üretebilmek üzere uygulanan politikalar bütünüdür. Kentsel yaşam kalitesinin arttırılması demektir. Yenilenmedir…
Öte yandan son günlerde deprem sayılarımızın ve senaryolarımızın artması sebebiyle; deprem kuşağında olan ülkemizde büyük acılar yaşanmaması için özellikle riskli bölgeler için, belediyelerin bir an önce harekete geçmeleri gerekmektedir. Kentsel dönüşümde amaç, büyük depremlerde ağır can kayıpları yaşanmadan, afetler sonrasında değil, öncesinde sorunları tespit edip, çözerek önlem almaktır.

VATANDAŞ KENTSEL DÖNÜŞÜM DEYİNCE ÇEKNİNGEN DAVRANIYOR. SİZCE BU VATANDAŞIN TAM OLARAK BİLGİLENDİRİLMEMESİNDEN KAYNAKLANABİLİR Mİ?

Çoğunlukla eksik ve yanlış bilgiye sahipler. Evlerinin yıkılıp, başka bir yere taşınacaklarını sanıyorlar. Hak kayıplarının olacağını düşünüyorlar. Öte yandan kısmen bu konuda haksız da sayılmazlar. Bildiğiniz gibi; normal şartlarda bir yapının kentsel dönüşüm kapsamında yıkılıp tekrardan yapılabilmesi için söz konusu meskende ikamet edenlerin 2/3 çoğunluğunun onayı aranıyor. İşin en zor kısmı bu kısım gibi gözükse de; aslında bu çoğunluk sağlansa bile esas macera bundan sonra başlıyor. Birçok toplu meskende bina sakinleri mevcut binalarının tekrardan yapılması için ek bir ödeme yapmayı istemiyor.

Kentsel dönüşüm aslında bir anlamda da şehrin mimarisinin doğru ve olması gerektiği gibi yeniden yapılandırılması anlamına da geldiği için, yenilenmek üzere yıkılan binalar aynı kat yüksekliğini bazen tekrardan alamıyorlar. Diğer bir deyişle; siz kentsel dönüşüm kapsamında mevcut binanızı yıkıp tekrardan yapmak istiyorsunuz fakat yıktığınız binaya aynı kat ve daire sayısını alamayabiliyorsunuz. Bu durumda inşaatı yapacak müteahhidin masraflarını karşılamak adına yeni daire kazanımı olmadığı için mevcut daire sahiplerinin hakları üzerinden de kayıp yaşanabiliyor. Bu durumda; binanın bulunduğu ilçedeki belediyenin düzenlenmiş imar planlarında, mevcut binaya daha az kat yüksekliği veriliyorsa veya daha fazlası verilmiyorsa, hak kaybı yaşamamak için en doğru uygulama şekli binanın güçlendirilmesidir. Bunu çoğunlukla bilmiyorlar.

Finansman sorunu nedeniyle, kentsel dönüştürülemeyen yapıların sakinleri beklemede kalırken, binasını güçlendirme yöntemi ile yenileyenler ortalama 5 ay süren güçlendirme inşaatı sonrasında yeni dairelerini yine aynı emlak değeri artışlarıyla satabiliyorlar… Buradaki sınır minimum 6,5 şiddetindeki depreme dayanıklı olmasıdır.

Vatandaşımızı inandırmak çok önemlidir. Çünkü İnsanlar güvendiği projelere ılımlı bakarlar lakin biz sektör aktörlerinin de ürettiğimiz ve üreteceğimiz projeler de yalın ve daha az karmaşık olmak zorundadır. Bir kuş bile yuvasını yıkmak istemez ancak daha güvenli ve güzel bir yuva için yıkar. Unutulmamalıdır ki; insanlar bilmediği şeyden korkarlar!
Birey olarak, toplum olarak ulaşmamız gereken nokta sürdürülebilir bir yaşam, sürdürülebilir bir çevre olmalı. Bunun için bugün neler yapmalıyız, çevre bilincimizi nasıl daha üst seviyelere taşıyabiliriz, insanları nasıl daha bilinçli yapabiliriz konusunda bir arayış içinde olmalı ve doğru yönde gitmeli ve herkesi bu yöne davet etmeliyiz. Ancak bu şekilde mahallelerimiz, şehirlerimiz, ülkemiz ve dünyamız bizim o sevdiğimiz haliyle koruyabilir ve gelecek için hem bize, hem yeni nesillere bir miras olarak kalabilir…

ANTALYA, GELİŞİMİYLE VE ARTAN MARKA DEĞERİYLE GÜNDEMDE. BUNA BAĞLI OLARAK GAYRİMENKUL FİYATLARINDA DA ARTIŞ YAŞANIYOR. BU ARTIŞ DEVAM EDER Mİ?

Arz talep dengesi serbest bir piyasanın temel parametresidir, yeni arsaların üretilmemesi konut üretimini olumsuz etkilemekte öte yandan artan talepleri karşılayamadıkça fiyatların artması kaçınılmazdır. Şehrimiz gelişmekte hem iç hem de dünya piyasalarınca talep görmektedir. Önümüzdeki süreçte şehrimize ilgi daha da artacaktır, bu durum karşısında konut satış bedeli veya kira bedelinin artması doğaldır.

Antalya’daki emlak piyasası ilçelere göre farklılıklar gösterir. Yaptığımız binanın maliyetini belirleyen en büyük etken arsadır. Panoramik manzarası olmayan yerle, olan yer arasında fiyat farkı mutlaka vardır. Arsası iyi olan yerlerde inşaat maliyeti yüksektir. Dolayısıyla da zengin kesime hitap eder. Ancak bu tür arsaların şehrimizde artık pek kalmadığını görüyoruz.

Antalya’da 100 bin liraya da 2 milyon liraya da satın alınabilecek evler de vardır ve fakat 2 milyonluk dairenin sayısı azdır, 100 bin liralık daire ise çoktur. Artık orta direğe hitap eden daireler üretiyoruz. Çünkü lüks arsa üretmiyoruz daha doğrusu Belediyeler üretmiyor…

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE 1+0 YASAĞI GELDİ. BU YASAĞI SİZLER NASIL DEĞERLENDİRİYORSUNUZ?

Öncelikle 1+0’ların neden tercih edildiğine bakmak gerekiyor. Ekonomik sebepler nedeniyle küçük dairelerin tercih edilmeye başladığını açıkça görüyoruz. En küçük dairenin içinde minimum 12 metrekare 1 oturma odası, 9 metrekare 1 yatak odası, 3.30 metrekare 1 mutfak veya yemek pişirme yeri, 3 metrekare 1 banyo veya yıkanma yeri, 1.20 metrekare 1 tuvalet olmak üzere 28.50 metrekare büyüklüğünde daireler yapılabilecek.

Türkiye, büyüyen, genç ve kentli nüfusun hızlı arttığı, dinamik bir ülkedir. Bu yapısal özelliği konut ihtiyacını artırmış, buna paralel olarak da konut sektörü hızla gelişmiştir. Çekirdek ailenin bağlarını koparması ve aileyle birlikte yaşama geleneğinin etkisini kaybetmeye başlamasıyla birlikte, ekonomik sebeplere de bağlı olarak küçük daireler tercih edilmeye başlandı. Yatırımcının ihtiyacını gören proje ve gayrimenkul üreticileri de hedefe yönelik hizmet vermeye başladı. Son dönemde hayata geçirilen projelerin hemen hepsinde 1+1, küçük daireler, “Az olsun, küçük olsun ama benim olsun mantığı ile” kaçınılmaz olarak mevcut. Türkiye’de büyük şehirlerde başlayan 1+1 ve stüdyo daire kullanımı, sanayi ve ticaretin gelişmesiyle doğru orantılı olarak diğer şehirlerde de giderek artıyor. Yine hayatımıza yeni bir konsept olarak giren, eskilerin pek hoşlanmadığı ama yeni neslin çok sevdiği, oturma, yatırım ve daha çok turizm amaçlı kullanılan stüdyo 1+0 daireler de talep neticesinde bir dönem özellikle yabancı uyruklu kişilere satılmak üzere yasaklanmadan yapılıyordu.

Stüdyo 1+0 daireler özellikle gençler, tek yaşayanlar, yoğun çalışanlar, yurt dışından veya yurt içinden tatil için gelip, otellerde değil kendi evinde kalmayı arzu edenler, iş nedeniyle Türkiye’ye gelen yabancılar, yeni evli çiftler tarafından sıkça tercih ediliyor. Bunların dışında, kaplıca, termal, tatil köyü, club oteller gibi kompleks tesislerde uygun fiyatlarla, devre mülk hakkı ile daire sahibi olma imkanı da sunuyor. İyi bir yatırım aracı olan, kiraya verilen veya satışa çıkarıldığında daha çabuk alıcı bulunan özellikle şehir merkezindeki stüdyo 1+0 daireler, şehir merkezine uzak konumlanan bölgelerdeki 2+1 ve 3+1 dairelerin kira getirisine eşdeğer olabiliyor. Gayrimenkule yatırım yapmak isteyip de, kredi ödeme gücü kısıtlı olanlar ya da küçük ölçekli birikime sahip olanlar sıklıkla 1+0 daireleri tercih ediyor. 1+0 dairenin üretilebilmesinin önündeki yasak kaldırılmalı. Talep var ise, arzda yasalar ile engellenmemeli, serbest piyasanın kendi dengesini kendisinin bulmasının önü açılmalı.

ÖZELLİKLE İSTANBUL VE ANKARA GİBİ ŞEHİRLERDE ÇOK YÜKSEK KATLI BİNALARIN ORTAYA ÇIKMASI İLE BİRLİKTE YATAY BİNA KONUSU GÜNDEME GELDİ. NEDİR BU YATAY PLAN DÖNEMİ?

Kısaca Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Mesleki Hizmetler Genel Müdürlüğü tarafından, kentleşme alanında yaşanan sorunları çözmek için hazırlanan taslağın kamuoyunda en çok tartışılan unsurunun yüksek binalar için tedbir alınması olarak yorumlayabiliriz. Taslakta arsanın en çok yüzde 40’ına inşaat yapma sınırı kalkıyor. Böylece, binaların çok katlı apartmanlar yerine az katlı inşa edilmesi amaçlanıyor. Binaların yatay yapılmasını teşvik etmeyi hedefleyen taslakla, binaların önünde ve yanında bırakılması gereken kaldırıma 5 metre, yandaki binaya 3 metre gibi zorunlu mesafelere uymak yeterli olacak. Aynı zamanda bu taslakla, inşaata başlama süresi de kısalacak. İnşaatlarda kazıya başlamak için ruhsat alma şartı gerekirken, 3 ayı bulan süreç, inşaatları geciktiriyordu. Taslakla, “Kazı İzin Belgesi” adında bir belge getiriliyor. Bu belge alınarak kazıya başlanacak. Böylece ruhsat süreci beklenmeyecek. Düzenlemeyle, özellikle büyük yatırımların hızlanması amaçlanıyor.

Mevcut uygulamada, örneğin 20 katlı binanın her katı için ayrı ayrı emsal dışı alanlar yapma hakkı vardı. Bu uygulama ile bu hak kaldırılacak. Bu da müteahhitleri az katlı bina yapmaya teşvik edecek. Diğer bir deyişle, yeni düzenleme ile, bodrum katın üzerindeki mescit, kreş, kapıcı dairesi, yangın merdiveni ve balkon gibi alanlar, toplam inşaat alanının yüzde 30’u ile sınırlandırılacak ve aramızdaki bazı çürük yumurta müteahhitlerin yaptığı yapılarda olduğunu gördüğümüz; örnek vermek gerekirse, mescit yapmış gibi göstererek, bu yapıları konuta dahil etme suistimalinde de bulunamayacak. Öte yandan, bu uygulama ile bakanlık, yamaçlarda yapılan ve kot farkı nedeniyle önden 2 kat arkadan 8 kat görünen binalar için de kademeli mimari şartı getirdi. Bu tür yapılar, ön cepheden kaç kat görünüyorsa, arka cephesinden de aynı görünecek. Böylece, çirkin yapılaşma önlenirken, sokak siluetleri korunacak.

İNŞAAT SEKTÖRÜNDEN BAHSEDİYORUZ. PEKİ SİZ İNŞAAT SEKTÖRÜNE GİRMEYİ DÜŞÜNEN YADA YENİ GİRENLERE NE TÜR ÖNERİLERDE BULUNURSUNUZ?

Birincisi işini çok sevmek, çok çalışmak ve gayretli olmak gerekir. İkinci olarak da sürekli kendini geliştirmek tavsiyelerim arasındadır. Bunun yanında insan ilişkilerini en üst düzeyde tutmak da mesleki başarı için çok önemlidir. İş hayatına atıldıklarında tecrübeli insanlarla birlikte olsunlar. Öğrendiklerinden yeni bir şeyler üretsinler. Bunu yapabildikleri sürece her zaman değerli olacaklardır. En önemlisi iş hayatına atılmak maliyet hesaplamak demek olduğundan, parayı nasıl yöneteceklerini iyi öğrenmeleri gerekir. Son olarak da fırsat yaratıp dünyayı dolaşsınlar. Büyük ve geniş imkânlara kavuşup varlıklarını arttırdıkları zamanda en düşük seviyede alçak gönüllü olsunlar unutulmamalıdır ki “Bir ağacın meyveleri ne kadar çoksa, dalları yere o kadar yakın olur”…

İNŞAAT SEKTÖRÜNE YENİ GİRENLERDEN SÖZ ETMİŞKEN KADIN İŞÇİLERE DE BİR DEĞİNELİM İSTERSENİZ. SON DÖNEMDE İNŞAAT SEKTÖRÜNDE KADIN İŞÇİLER SİZCE NEDEN ARTTI?

Kadın eli değen projelerde, özellikle satış ve pazarlama noktasında daha başarılı bir grafik çizmiştir. İnşaat denilince aklımıza baret, çizme, çamur, beton, demir gibi sadece erkeklere ait alanlarmış gibi erkeksi ifadeler gelsin. Bu düşünceyle çıktığımız yolda, kadına yönelik ayrımcılık içeren maddelerin kaldırılması ve sektörümüzde kadınların da çalışmaları için, girişimlerimiz neticesinde, bundan sonra inşaatlarda ağır ve tehlikeli olmayan bölümlerde bayan işçilerimiz çalışabilecek ve SGK primlerini müteahhitlerimiz gider olarak gösterebilecek. SGK’ya hiç borcu olmayan inşaat sektörümüzde, bayan işçi çalıştırıldığı için prim borcu doğuyordu. Müteahhitlerimiz, bu durum neticesinde bayan işçi çalıştırmaktan kaçıyorlardı. Yaptığımız görüşmeler neticesinde, ağır ve tehlikeli olmayan bölümlerde, örneğin, iç boya, duvar kâğıdı, fayans, seramik döşeme gibi çalışma alanları artık tüm bayanlarımıza açıktır. Ülkemizin yüzde 50 nüfusu bayan olduğuna göre; bu hususta müjdemizi tüm hanımefendilere bildiriyoruz. İnşaatlarımızın kapıları tüm hanımefendilere açıktır

CEBİNE PARA KOYANIN MÜTEAHHİTLİĞE SOYUNMASINA DEĞİNELİM İSTERSENİZ. BU KONUDA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Ülkemizde dünyada eşi benzeri olmayan bir müteahhitlik sistemi var. Bu alan kesinlikle bir düzenleme ile yasal hale getirilmeli, her önüne gelen müteahhit olmamalı. Müteahhidin bir tarifi ve de bir sorumluluğu olmalı. 28 Avrupa ülkesinde 25 bin müteahhit var, bizim ülkemizde ise 300 bin müteahhit var. Müteahhit yaptığı işle hem tüketiciye karşı, hem çalıştırdığı insanlara karşı, hem mal temin ettiği malzemecilere, hem de belediyelere ve devlete karşı sorumludur. Hiçbir iş yapamayanlar, biraz eline para geçenler müteahhit olmamalıdır. İnşaat sektörü var olan bir alan olmasına rağmen maalesef mesleğin Türk Ticaret Kanununda tanımı olmayan bir sektördür ,işte bu yüzdendir ki yıllardır emek verdiğim ve de sektörün olmazsa olmaz düzenlemesi olan “Müteahhitlik Hizmet Yasası “ TBMM’ce çıkarılması şarttır. Yasa kanun tasarısı olarak tarafımızca sunulmuştur ve üzerinde çalışılmaya devam edilmektedir. Bu yasa çıktığında da “Kimliksiz Müteahhit” kalmayacağı gibi Mesleğe giriş çıkış kriterleri, sermaye yeterliliği, eğitim durumu vb birçok parametreler belirlenecektir.

SON OLARAK OKUYUCULARIMIZA NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?

Müteahhitlerimizden son olarak titiz çalışmalarını, iş sağlığı ve güvenine son derece önem vermelerini, işçilerimizin can güvenliklerini sağlamalarını, iş yerlerinde sahte sigortalı(yani çalışmayanların) bildirimi yapmamalarını, asgari işçilik uygulaması ile ilgili olarak Derneğimiz ’den bilgi almalarını, yalan yanlış kulaktan dolma bilgilerle hareket etmemelerini rica ediyorum. Adımız 3194 yani İmar Kanunu, soyadımız da 4708 yani Yapı Denetim Yasası olsun. Ve Türkiye’nin dünyaya açılan yüzü Antalya’dır bilinci ile hareket etmemiz gerektiğinin altını çizmek istiyorum…



Yalçın KÜÇÜK
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner158

banner245

banner331

banner322

banner8

banner309

banner239

banner241

"Mutluluk ve huzur satıyorum"
Lüks Residence’lar için, “Ben mutluluk ve huzur satıyorum” diyen iş adamı Hüseyin Samut, projelerini...

Haberi Oku