Ropörtaj:
Antalya hedef büyüttü

Antalya’nın tarımın başkenti olduğunu belirten İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Müdür Vekili Mustafa Özen, “Bu sektöre yön verebilmek, bu sektörü bir adım daha ileri götürebilmek için ne kadar büyük bir sorumluluk altında olduğumuzu biliyoruz.” dedi.

Antalya’nın turizm ve tarım gibi 2 dev sektöre ev sahipliği yaptığını aktaran İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Müdür Vekili Mustafa Özen, ilimizin bu bağlamda dünya üzerinde ender görülen şehirlerden birisi konumunda olduğunu söyledi. Turizm ve tarımın iç içe geçtiği şehirlere dünya üzerinde rastlamanın pek mümkün olmadığını kaydeden Özen, bu tarz durumlarda sektörlerden birisinin diğer sektöre oranla daha öne çıktığını; ancak ilimizde böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirterek bu durumun Antalya’nın tarımın başkenti olmasını sağladığını dile getirdi. Tarıma yönelik hedeflerini ve projelerini de sorduğumuz Özen’ in verdiği cevaplarsa Antalya’nın bu yıl tarımda atağa geçeceğine işaret etti.

YAKLAŞIK 1 YILDIR GÖREVDESİNİZ, GÖZLEMLERİNİZİ ÖĞRENEBİLİR MİYİZ?
Son zamanlarda yeni bir slogan çıkardık, ‘Tarımda Marka Antalya’ şeklinde. Tarım çok büyük bir sektör. Türkiye’de tarım dendiği zaman 81 ilin 81’ ini bir tarafa koyun, Antalya’da tarım saatlerce oturulup konuşulacak bir sektör. Böyle büyük bir sektörün avantajları da var, dezavantajları da var. Bu sektöre yön vermek, bakanlığın politikalarını taşrada uygulamak, bu politikalar konusunda lokomotif görevi yapmak güzel bir durum; ama sektörün büyüklüğü burada görev yapan tüm arkadaşlarımıza da ayrı bir sorumluluk yüklüyor. Hedefiniz, bu sektörü bir adım daha ileri götürmekse sorumluluk çok büyük oluyor. Bu sorumluluk bilinci içerisinde 1 yıldır görevimizin başındayız.

 

İLİMİZDE TARIM ARAZİLERİNDE BİR KÜÇÜLME SÖZ KONUSU MU?
Nüfus artmasına bağlı olarak ortaya çıkan yerleşim ihtiyacı nedeniyle köyler, şehirler büyüyor ve yerleşim alanlarımız genişliyor. Gönül ister ki bu genişleme tarım arazilerinin üzerine doğru olmasın; ama kurulu bir şehri de tutup başka bir yere taşıyamazsınız. Biz, bu noktada maksimum düzeyde tarım alanlarının tarım dışına çıkmaması için mevzuatlar doğrultusunda çalışıyoruz. 2005 yılında çıkan ‘Toprak Koruma Kanunu’ çerçevesinde değerlendirme yapıyoruz. İlimizin bir de şöyle bir dezavantajı var: İlimiz 2 milyon hektarın üzerinde bir yüzölçümüne sahip ve 365 bin hektar bir tarım arazimiz var; ancak bu 365 bin hektar tarım arazisi 600 – 650 bin parselden oluşuyor. Bu da şunu gösteriyor: Bizim ortalama parsel büyüklüğümüz 5 dönümün altında. Ortalama işletme büyüklüğümüz 6 – 7 adet civarında. Bu, bizim arazilerimizin çok küçük olduğunu gösterir. Konya, Şanlıurfa, Kayseri ovaları gibi büyük ovalarımız yok. Küçük arazilerde büyük işler yapmaya çalışıyoruz. Bakanlığımızın toplulaştırmayla ilgili projeleri küçük arazileri, büyük araziler haline getirmeyi amaçlıyor. Toplulaştırma olduğu zaman maliyetler düşer ve çiftçimiz emeğinin karşılığını almış olur.

TARIMSAL DESTEKLER NE DURUMDA?
2003 – 2017 yılları arasında tarım ve hayvancılık alanında çiftçimize ve hayvancımıza 1 milyar lira karşılıksız destek verdik. Bakanlığımızın ürettiği politikaların bir amacı da kırsal nüfusu arttırmaya yönelik. ‘Kırsal Kalkınma Yatırımlarını Destekleme’ diye bir programımız var. 30 bin ile 2 milyon lira arasında, yapılan projelere verdiğimiz destekler var, yüzde 50’ si hibe olanlar. Bugüne kadar, bu programımızda 148 projemize 75 milyon lira karşılıksız hibe verdik. Müdürlüğümüzle alakalı sektörlerde destek vermediğimiz bir kalem yok. Sayın Bakanımızın 2018’ i ‘Hayvan hastalıkları ile mücadele ve buzağı kayıplarının önlenmesi’ yılı ilan etmesiyle özellikle yem bitkisine ve hayvancılığa yönelik bir destek artışı var. 2017’ de ilimiz genelinde 147 milyon liralık tarımsal ve hayvansal destekleme verdik, 2016 yılındaysa 132 milyon lira. İlimizde 136 bin aktif çiftçi ailemiz var. Bunun 38 bini sistemlerimize kayıtlı. Bakanlığımızın verdiği desteklemeleri daha fazla çiftçimize ulaştırmak adına üreticilerimizin ‘Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıt olmaları gerekiyor.

ÇKS NEDEN ÖNEMLİ?
Çiftçilerimizin çiftçi kayıt sistemine kayıt olmamasının ya da olamamasının farklı sebepleri var. Antalya’da sektörümüzün paydaşları çok güçlü. Çiftçimiz ya sistemi önemsemiyor ya da babadan kalma arsaların paylaşılamamış olması nedeniyle sisteme kayıt olmuyor. Kaş, Demre, Finike gibi ilçelerde evveliyattan kalma zeytinlik arazilerimiz var. Bu araziler, vakti zamanında devlet tarafından sadece zeytincilik faaliyetleri için kişilere tahsis edilmiş. Bu alanlar, günümüzdeyse zeytin yetiştiriciliğine yönelik özelliklerini kaybetmiş; ama devlet buralarda sadece zeytincilik faaliyetlerine izin veriyor. Bu gibi nedenler de üreticilerin sisteme kayıtlarını engelliyor. Arazilerin miras hukukundan kaynaklanan nedenlerden ötürü bölünememiş olması, arazilerimizin küçük paylardan oluşması veya çiftçimizin sistemi önemsememesi gibi nedenlerden ötürü kayıt sayımızı arttıramıyoruz. Sistemimize kayıt olmayan çiftçilerimiz gelsinler, sistemimize kayıt olsunlar. Yıl içerisinde birçok afetle karşı karşıya geliyoruz. Dolu, hortum, sel gibi felaketler konusunda alınabilecek tek önlemimiz ürünümüzü ve arazimizi sigortalatmak. Bu noktada Bakanlığımızın uzun süredir uygulamakta olduğu ‘Devlet Destekli Tarım Sigortaları’ (TARSİM) var. TARSİM, yüzde 50’ sini Bakanlığımızın destekleme olarak verdiği bir sigortadır. 1 dönüm seranın tüm risklere karşı teminat altına almanın bedeli, taş çatlasın 500 lira. Bunu yapmadığınız zaman doğal afetle karşılaştığınız zaman zarar ediyorsunuz. TARSİM’ e kayıt olabilmeniz içinse ÇKS’ ye kayıtlı olmanız lazım.

ÖZEL SEKTÖRDEN BEKLENTİLERİNİZ?
Müdürlüğümüz bünyesinde bin 250’ ye yakın personelimiz var. Bunların içinden 426’ sı ziraat mühendisi. Bu arkadaşlarımızla Antalya tarımına yön vermeye çalışıyoruz. Antalya’ da bizim haricimizde özel sektörde çalışan 6 bine yakın ziraat mühendisi var. Günümüzde, ülkeler arası savaşlar ekonomik kaynaklara yönelik çıkıyor; ancak ileride bunların hiçbirinin fayda etmeyeceği gıda, tarım ve su dolayısıyla insanlık açısından bir beslenme sorunu ortaya çıkacak. Durum buna doğru giderken tarımın başkenti dediğimiz Antalya’ da, bu sektörden ekmek yiyen 426 mühendis Tarım İl Müdürlüğü’ nde geri kalan 6 bin mühendis dışarıda; ama bizim paydaşımız olarak büyük bir sorumluluk altındalar. Gelecek dünyanın mimarları ziraat mühendisleridir. Çok değerli olan bu toprağı ve suyu nasıl maksimum düzeyde kullanabileceğimize yönelik çalışmalar yapmak zorundayız. Giderek artan bir nüfus, giderek azalan bir tarım arazisi gözleniyor. Bunları yaparken geleceğimiz için yapmak zorundayız. Hem sağlıklı ürün hem de sağlıklı nesil yetiştirmek için bunu yapmak zorundayız.

TOHUMDA DIŞA BAĞIMLIĞIMIZ VAR MI?
Bakanlığımız Antalya’ da çok güçlü temsil ediliyor. Bizimle birlikte 10 tane daha Bakanlığımıza bağlı kuruluş var ve Antalya’ da tarımın paydaşları da çok güçlü, çiftçi çok güçlü, özel sektör çok güçlü. Otomasyon Antalya’ da tarımın içerisine girebildiği kadar girmiş. 1980 – 1990 yılları arasında tohumda dışa bağımlı olduğumuza yönelik bir algı söz konusuydu; ancak bugün gelinen noktada yüzde 100 dışarı bağımlı olduğumuz hiçbir tohumumuz yok. Bundan 20 yıl önce tohum ithalatı yapmış olduğumuz ülkelere, bugün tohum ihracat eder hale geldik. Özellikle sebze tohumunda yüzde 80’ lere varan yerli tohum kullanma oranımız var. Antalya yerli tohum üretimi konusunda bir üstür. 60’ a yakın firmamız şehrimizde yerli tohum üretimine yönelik çalışıyor. Kamuoyuna, tohum konusunda dışa bir bağımlılığımızın olmadığını, tüm ürünlerde yüzde 100’ e yakın bir oranda yerli tohumun tercih edildiğinin anlatılması gerekiyor.

ZİRAİ İLAÇLARI KONTROL KONUSUNDAKİ ÇALIŞMALARINIZ?
Antalya’ da yılda 6 buçuk milyon ton yaş sebze – meyve üretimimiz var. Bunun 2 buçuk milyon tonu domates. Ürettiğimiz ürünlerle Türkiye’ nin tamamındaki vatandaşları beslemekle kalmıyoruz yakın coğrafyadaki ülkelerin insanlarını da besliyoruz. Ürünlerimizi sağlıklı yetiştirmeliyiz ki hem pazarımızı geliştirelim hem de bunun yanında beslenmelerini sağladığımız tüm insanlara sağlıklı gıdalar yedirelim. Sağlıklı ürünlere yönelik denetimlerimiz kapsamında hasat öncesi ve sonrası, ihracata giderken ya da iç pazardaki dağılımlarının ardından ürünlerden numuneler alıyoruz. Aldığımız numunelerde bir olumsuzluk çıktığı zaman, geriye doğru bir dönüş başlar ve üretim noktasına ulaşırız. Burada da üretim noktasına cezai işlem uygularız. Amacımız, cezai işlem uygulamak değil, ürünümüzün itibarını arttırmaktır; çünkü ürünlerimizle ilgili bir olumsuzluk çıktığı zaman bu algı tüm üretimimizi etkiliyor. Bir ülkeye 50 tır domates göndeririz; ancak burada bir tane domateste bir bulgu tespit edildiği zaman, 50 tırın tümü lekelenmiş olur. Bu nedenden ötürü alternatif üretim yöntemlerine geçmemiz çok önemli.

EĞİTİM FAALİYETLERİ?
Bakanlığımızın en önemli çalışmalarından bir tanesi eğitim alanıdır. Bilgiyi, teknolojiyi ve bakanlığın politikalarını üreticilerimize aktarmamız gerekiyor. Bu kapsamda, 2017’ de ‘Tarımsal İşletme Danışmanlığı’ adı altında bir proje hayata geçirdik ve 35 bin çiftçi ailesini ziyaret ederek ülke genelinde bu alanda 1’inci olduk. Eğitim çalışması bizim önemsediğimiz bir konu. Her yıl Bakanlığımız tarafından hangi konularda eğitim çalışması yapacağımızla ilgili programlar gelir ve biz de bu programları yıl içerisinde sahada uygulamaya çalışırız. Bununla birlikte, kendi ilimize özgü olarak yaptığımız eğitimlerimiz de var. Antalya, Türkiye’ nin en çok büyüyen ve göç alan illerinden birisi durumunda. Turizmle birlikte 15 milyonu bulan bir nüfus söz konusu. Bu nüfus, tarımla üretici ya da tüketici olarak temas ediyor. Bakanlığımızın‘Tarladan sofraya, çiftlikten sofraya, güvenilir gıdaya ulaşma’ diye bir sloganı vardı. Bu kapsamda temel olan üretimdir. Bizim de hedef kitlemiz üretimi yapan kişidir. Biz, üretimi yapanlara sağlıklı bilgiyi, teknolojiyi, Bakanlığımızın politikalarını sağlıklı bir şekilde aktarırsak üreticiyi kontrol altına alarak tüm tüketicilere sağlıklı bir şekilde ulaşmış oluyoruz. Bu noktada 2016 ve 2017 yıllarında toplamda 185 bin çiftçimize yönelik eğitim gerçekleştirdik. Geçtiğimiz yıl 14 bin ilkokul öğrencimize bilinçli tüketici nasıl olmalı gibi çeşitli konularda eğitim verdik. ‘19 ilçede 19 Stant Kurumu’ diye bir projemiz vardı ve bu stantlar sayesinde insanların merak ettiği her türlü soruya cevap verdik. 2018 yılındaki hedefimiz tüm ilkokul ve ortaokuldaki öğrencilerimize gıdayla ilgili hedef vermeyi hedefliyoruz.

KADINLARIN ÜRETİME KATILMASINA YÖNELİK ÇALIŞMALARINIZ VAR MI?
Tarımsal alanda vermiş olduğumuz eğitimlerde kadın çiftçilerimizi daha öne çıkartıyoruz. Kadın çiftçilerimiz gerçekten çok meraklılar, bizi can kulağıyla dinliyorlar ve verilen bilgileri direk olarak alıyorlar. En önemlisi bize yardımcı oluyorlar. Bizim anlattığımız bilgileri, komşularına anlatarak gönüllü birer eğitimci konumuna geliyorlar. 2017 yılında kadın çiftçilerimizin eliyle 3 tane proje gerçekleştirdik. Bunlardan 2 tanesi biyolojik mücadeleyle ilgili. İlimizde 270 bin dönümlük bir örtü altı yetiştiriciliği alanı var. Bu alanlarda artık alternatif üretim yöntemleriyle üretim yapılmasını istiyoruz. Organik tarım, iyi tarım, biyolojik üretim yöntemlerini geliştirmeye çalışıyoruz. Bu noktada bizim en büyük yardımcımız kadın çiftçilerimiz. 5 tane kadın çiftçimizi biyolojik mücadelenin en iyi uygulandığını düşündüğümüz İspanya’ ya götürdük. Biyolojik mücadelenin İspanya’ da nasıl uygulandığını ve yaygınlaştığını birebir onlara yerinde anlattık. Daha sonra onların kanalıyla burada 180 kadın çiftçimize eğitim verdik. Şimdi bizim 185 tane gönüllü eğitmenimiz var. Kadın çiftçilerimiz arka planda görünmeyen kahramanlar. Hem evi yönetiyorlar hem de üretime katkı veriyorlar. Kadın çiftçilerimizin tarımsal üretim alanlarındaki etkinliklerini arttırmaya yönelik bir proje hayata geçirdik. Türkiye, Almanya, Yunanistan, Amerika, İspanya ve ilimizden üniversite, ziraat odaları ile müdürlüğümüzün katılımıyla kadın çiftçilerimizi ülkeler arası ziyaretlerde bulundurarak onların etkinliklerini arttırmayı hedefledik. Kadın çiftçilerimizi muhasebe konusunda etkili hale getirmek için ilimizde bu konuyla ilgili bir tanıtım yaptık ve bu proje büyük bir ilgi gördü. Kadın çiftçilerimizin emeklerini taçlandırmak amacıyla 19 ilçemizden, her ay 19 kadın çiftçimizi alıp, tüm masrafları bize ait olmak kaydıyla, istedikleri yere götürüp gezmelerini sağladık. Antalya’da yaşayıp denizi görmemiş kadın çiftçilerimiz var. Dolayısıyla biz bu projeyle onlara değer verdiğimizi göstermek istedik ve bu projeye ‘Toprağın Sultanları’ dedik. Birde İl Müdürlüğümüzün ve Büyükşehir Belediyesi’nin birlikte düzenlediği ‘Kadın Çiftçiler Yarışıyor’ etkinliğimiz var. Bakanlığımız buna 2 yıl önce son verdi; ama biz Büyükşehir Belediyesi ile birlikte bu yarışmayı olumlu etkilerinden ötürü yapmaya devam ediyoruz.

ANTALYA’NIN BU YIL TARIM SEKTÖRÜNDEKİ HEDEFİ NEDİR?
Antalya tarımın başkentidir. Bu sektöre yön verebilmek, bu sektörü bir adım ileri götürebilmek için ne kadar büyük bir sorumluluk altında olduğumuzu biliyoruz. 2017 yılını tüm rakamlar açısından değerlendirdiğiniz zaman hep bir artışla kapattık. 2018 yılındaki hedefimiz, bu artışlarımızı daha ileriye götürmek ve bu bilinçle bu yılın planlamasını yaptık, hedeflerimizi net olarak belirledik. Antalya’ da tarımı ileriye götürmek sadece Tarım İl Müdürlüğü’ nün görevi değildir. Bu, tarım sektörünün içindeki tüm paydaşların katılımıyla gerçekleşecek bir durum. Hedefimiz, tarımın paydaşlarıyla işbirliği ve güç birliği yapmak. Bunu yaparsak, 1 yılda kat edeceğimiz mesafeyi 1 ayda kat ederiz ve Antalya tarımını daha ileriye götürmek adına çok güzel sonuçlar elde ederiz. Bu kapsamda, Bakanlığımıza bağlı olan tüm paydaş kurum ve kuruluşlarımızla ayda 1 koordinasyon toplantısı yapacağız. Bu toplantılarda projelerimizi, sorunlarımızı ele alacağız. Sorumluluğumuz biliyoruz, hedeflerimiz büyük ve bu hedeflere ulaşabilmek içinde cesuruz.


Veli AKOĞLU

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner158

banner344

banner322

banner8

banner309

banner239

Hayatın vazgeçilmezi SPOR
Antalya'da farklı branşlarda 403 kulüpte 152 bin lisanslı sporcu,47 branşta ise 32 bin faal sporcu var.

Haberi Oku