Ropörtaj:
Bir Başarı Öyküsü
 Akdeniz Üniversitesi’nin içerisinde farklılık yaratan ve toplumun birçok kesimine yabancı olan ‘Fitoterapi’ konusunda hizmet veren bir fabrika. Bununla alakalı bir üretim bandı var. Bir aile şirketi var karşımızda…

BU HİKAYENİN BURALARA GELMESİNDE KİMLERİN KATKISI OLDU? TÜM BUNLAR DEĞİNECEĞİZ ANCAK ÖNCELİKLE SİZLERİ TANIYABİLİR MİYİZ?

Mehmet Çalık: Ben Uzm. Ecz. Mehmet Çalık. Aslen Konyalıyız. Üç kişilik bir aileyiz ve üçümüzde eczacıyız. 1984 yılında Ankara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nden eşimle birlikte mezun oldum. Yaklaşık 10 yıl eczacılık yaptıktan sonra,‘insanlara daha fazla nasıl yardımcı oluruz’ arayışı içerisindeyken dünyada sadece eczacıların eğitim gördüğü ‘Farmakognozi Kürsüsü’nde yüksek lisans eğitimi alarak Fitoterapist diplomamı aldım.

NATURMED İLAÇ NASIL DOĞDU, ANLATIR MISINIZ?

Mehmet Çalık: Türkiye’de Fitotrapi uzmanı olarak ilk mezun olanlardan biri benim. 2012 yılında 2 yılda bir yapılan Bitkisel İlaçlar Hammaddesi Toplantısı’nda (BİHAT) yazmış olduğum kitabı sundum. Bu arada biz ürünler yaptırmaya başlarken, sektörün sorunlarından dolayı istediğimiz kaliteyi bulamadık ve tam bu işi bırakıp kitaba yönelecekken Akdeniz Üniversitesi karşımıza çıktı. ‘Siz gitmeyin burada size yer verelim!’ dediler. Biz de tüm yatırımımızı, paramızı buraya yatırdık ve fabrikayı kurduk.

OĞLUNUZ ONUR ÇALIK DA SİZİNLE AYNI MESLEĞİ YAPIYOR? BABASININ İZİNDE GİDEN BİR EVLAT… NELER SÖYLERSİNİZ?

Mehmet Çalık: Oğlum Hacettepe Eczacılık Fakültesi’nden mezun oldu ve o da Fitoterapi’ye yöneldi. Şu anda yüksek lisans eğitimini Ankara Üniversitesi’nde sürdürüyor. Tüm amacımız meslektaşlarımıza, bu işi yapanlara iyi örnek olmak. Bunun içinde bayrağı ilerleyen zaman içerisinde oğluma devredeceğim.

SİZİ YÖNLENDİREN KİMDİ VE NASIL KARAR VERDİNİZ?

Onur Çalık : Ailemin özellikle beni eczacılığa yönlendirmeleri gibi bir durum söz konusu olmadı. Aksine ailem mesleğin her geçen gün daha fazla zorlaşması nedeniyle ‘emin misin, istiyor musun?’diye sorarak, iyice düşünmem gerektiğini söylediler. Ama ben küçüklüğümden beri hep boş zamanlarımda eczaneye giderdim, yazlarımı eczanede geçirirdim ve bundan mutlu olurdum. İlaç tarifi vermek, hastalarla sohbet etmek bana hep sıcak gelen şeylerdi. İlkokula başladığımda da eczacı olmak istiyordum. Üniversite sınavına girdim ve yine isteyerek eczacılığı seçtim.

İŞİN BİR MESLEKİ BÖLÜMÜNÜN YANI SIRA BİR DE YÖNETİCİLİK BOYUTU VAR. İŞLETMECİLİK KONUSUNDA YA DA PAZARLAMA KONUSUNDA BİR EĞİTİMİNİZ VAR MI?

Onur Çalık : Şuanda Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde İşletme eğitimi alıyorum ve 3. sınıf öğrencisiyim. İşletmecilik ya da pazarlama konusu biraz da tecrübe isteyen bir konu. Bu noktada babamın tecrübelerinden faydalanacağım tabi ki. Ondaki tecrübe ve bendeki enerjiyi, güncel bilgileri ve teknolojiyi bir araya getirdiğimizde iyi bir şeyler zaten ortaya çıkacaktır.

PEKİ, SOSYAL HAYATINIZA DÖNDÜĞÜMÜZDE YAPTIĞINIZ İŞ AİLEDE VE ÇEVRENDE NASIL KARŞILANIYOR?

Onur Çalık : Benim seçtiğim yol elbette ki zor bir yol. İşe odaklanıp zamanımın çoğunu işe ayırmam gereken bir yerdeyim.Yaşıtlarıma göre daha az eğlenme fırsatım var çalışmanın beni fazla mutlu edeceğini düşünüyorum.

AİLE ŞİRKETİNİN SÜRDÜRÜLMESİ NOKTASINDA BU BAŞARIYI NASIL SAĞLADINIZ? BU NOKTADA ANNENİN ROLÜ NE OLDU?

Mehmet Çalık : Son sözü her zaman ben söylerim. O da ‘peki hanım’ sözüdür ve konu bu sözle kapanır. Eşim Rüveyde Çalık ile üniversiteden birlikte mezun olduk. Allah gönlüme göre verdi. Sağlık zincirinin dışına çıkamayacak, legal, bilimsel ürünler yapıyoruz. Kolaydan 10 lira kazanacağımıza zordan 2 lira kazanalım. Sonuçta açlıkla tokluğun arasındaki fark yarım ekmek. Oğlumun da bizi geçeceğine eminim. Çünkü şimdinin teknolojisi ve bilimi bizim zamanımızda yoktu. İnsanlığa daha fazla faydası dokunacak bir işimiz var bizim de amacımız zaten bu.

İŞİN İMALAT KISMI NEDİR? NEYE GÖRE ÜRETİM YAPIYORSUNUZ?
Onur Çalık : Bu iş, en başından en son noktasına kadar çok önemli aşamalardan geçiyor. En baştan başlamak gerekirse hammadde alıyoruz. Bir formülasyon belirledik, çalışmalarını tamamladık. Kağıt üzerin de doğru olmasına rağmen hammaddenin kimlik kartı diyebileceğimiz MSDS raporları yoksa kullanmıyoruz. Gelen numunelerle karşılaştırıp çalışmalarını yapıyoruz. Bizim istediğimiz hammadde ise bunu kabul edip alıyoruz. Formülümüzde bulunan diğer hammaddeleri de istediğimiz oranlarda karıştırıyoruz. Örneğin tablet yapımında tozumuzu hazırlıyoruz. Tabletimizi basıyoruz, bu tablet; ‘istediğimiz sertlikte oluyor mu? Bir yıl sonra hala aynı stabiliteyi gösteriyor mu? İnsan içtiğinde 15-20 dakikada vücudunda dağılıyor mu?’ Bunların çalışmalarını yapıyoruz. Ardından bitmiş ürün haline getiriyoruz. Ruhsat başvurusu için bakanlığa başvuruyoruz. Bakanlıktan da ‘herhangi bir sıkıntı yok’ dendiği zaman onay numaramızla birlikte ürünü çıkarıyoruz.

BU TÜR ÜRÜNLERİN CANLILAR ÜZERİNDE TESTLERİ YAPILIYOR MU? HAMMADDELERİ SEÇERKEN NELERE DİKKAT EDİYORSUNUZ?

Onur Çalık: Bir canlı üzerinde test etmiyoruz ama içinde kullanılan tüm hammaddelerin de bilimsel makalelere girmiş çalışmaları var. Çalışmaları olmayan maddeleri kullanmıyoruz. Hammaddemizin çoğunu yurt dışından getiriyoruz, çünkü yurt dışında bu ürünlerin standardizasyonu sağlanmış durumda. Türkiye bu konuda dünyaya göre geride kalmış durumda. Ama Avrupa’da bu işi çok ciddi anlamda düzgün yapıyorlar.

YANİ DIŞA BAĞIMLI BİR HAMMADDE DURUMUMUZ VAR. BUNUN NEDENLERİ NELER SİZCE?

Mehmet Çalık: Standart drog diye bir tabir var. Doğru tedavi doğru drogla başlar. Drog dediğimiz, bitkinin sağlıkta kullanılan kısmı. Kökü, yaprağı ya da meyvesi… Bir bitkiye standart drog diyebilmemiz için önce tanımını yapmamız lazım. Ada çayı diyoruz, 80 tane türü var. Sabah toplanan, öğlen toplanan, yağmurdan önce, yağmurdan sonra… O zaman standart drog şu; doğru bitkinin, doğru türünün, doğru yerde yetişip, doğru zamanda, doğru kısmının toplanarak doğru şekilde kurutulması… Bu kontrollü bir üretimdir. Sabah ile öğle toplanma arasında bile fark var. Seneye alacağım ürün bu seneki ürünle aynı yüzdeyi bana vermesi gerekiyor ki yaptığım tablet bu sene yaptığım tabletle aynı olsun. Yoksa yağıştan dolayı ilaçlarımız bu sene çok etkili değil gibi saçma bir durum ortaya çıkar. Bu nedenle de standart droga çok dikkat ediyoruz.

KAÇ ÇEŞİT ÜRÜN ÜRETİYORSUNUZ? BU ÜRÜNLER, İNSANLARIN TAMAMINA HİTAP EDİYOR MU? HANGİ HASTALIKLARDA KULLANILABİLİYOR?

Mehmet Çalık : Şuan kanser tedavisinde kullanılan bitkiler var. Bildiğimiz Aspirin. Söğüt kabuğundan yapıldı ama çok ihtiyaç olduğu için benzerinden içindeki etken maddeyi buldular ve aynısını yaptılar. Aynısı ama 4 tane aspirini içerseniz midenizde ekşime-yanma yapar, ülser varsa kanama yapar. Ama 4 tane aspirine tekabül eden söğüt kabuğunu yerseniz bir şey yapmaz. İşte aradaki fark bu; biri Allah yapısı, biri kul yapısı… Kimyasalların çok yan etkileri var. Etkisi olmayıp da kullandığımız bir sürü ilaç var. O zaman doğala geçmemiz gerekli ama doğala geçecek kişilerin çoğu, yani eczacılar bu işi yapmıyor. Benim ya da benim gibi 5-6 kişinin yapıyor olması yetmez. Birçok kişinin bu işe girmesi lazım. Bu sayede de yanlış ilaç kullanımı önlenir.

“BİZ ÜRÜNLERİMİZİN HEPSİNİ DOĞRU, LEGAL VE BİLİMSEL HAMMADDELERLE, VİCDANIMIZI DA İŞİN İÇİNE KATARAK DOĞRU YAPMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Mehmet Çalık: Bize devlet diyor ki; şu arada yapacaksınız. Biz ürünlerimizin hiç birinde şuna iyi gelir buna iyi gelir diyemiyoruz. Derseniz cezayı ödersiniz ama bunu söyleyen, cezayı ödeyen ve çok para kazananlar var. Biz ürünlerimizin hepsini doğru, legal ve bilimsel hammaddelerle, vicdanımızı da işin içine katarak doğru yapmaya çalışıyoruz. Şuan için 55 çeşit yağ, 9 tablet, 13 tane kozmetik ürün ve boğaz spreyi üretiyoruz. Zayıflama ilaçları yaptık, bebek ölümlerine neden olan vicks dediğimiz kremin içindeki etken maddeden yoksun yüzde yüz doğal vicks ürettik.

ÇOK SAYIDA RUHSATSIZ ÜRÜN OLDUĞU YA DA MERDİVEN ALTI ÜRETİMDEN BAHSEDİLİYOR? BU KONUDAKİ GERÇEKLER NELER?

Mehmet Çalık: İnternette, aktarlarda, eczanelerde aslında bir sürü ürün var. Yanlış kullanım maalesef çok. Bunu kemenin birkaç tane yolu var.
1) Gıda takviyesi onay numarası olmayan ürünü asla almayın. Bakanlık bu benim kontrolümde dediyse kullanın.
2) Ecza depolarına ‘onay numarası olmayan ürünleri bulunduramazsınız!’ denilmeli,‘cezai şartı var!’ denilmeli.
3) Aktarlara da ‘tablet şeklindeki ürünleri satmak yasak!’ denilmeli. Aktarın işi baharat satmak, doktorculuk oynamak değil. Böyle yapılırsa paravanın yüzde 50/60’ı kesilir.
4) Kayıtlı olmayan üreticiler denetlenmeli ama işyeri adresleri yanlış, bu nedenle denetlenemiyor.

BU YIL YEDİNCİSİ DÜZENLENEN ALTIN HAVAN ÖDÜLLERİ’NDE ‘YATIRIM ÖDÜLÜ’NÜ KAZANDINIZ. NELER SÖYLERSİNİZ?
Onur Çalık: Biz bu ödülü çok büyük fabrika yaptık, çok büyük kapasite kurduk diye değil, işimizi düzgün, legal yaptığımız için aldık. Bu da babamın yıllardan bu yana gelen birikimiyle olan bir şey. Bilimsellik konusunda hassas davranmasıyla, ürün üretimindeki hassasiyetiyle ortaya çıkmış bir sonuç. Bu nedenle de böyle bir ödüle layık görüldük. Bu ödülü alınca omuzlarımıza biraz daha yük bindi, sorumluluğumuz biraz daha arttı. Bundan sonrada işimizi düzgün yapmaya devam edeceğiz.

HEDEFLERİNİZ NELERDİR?

Onur Çalık: Hedefimiz Türkiye’nin en büyük pazar payına sahip olmak değil. Bizim amacımız; doğru ürünler yapmak, yanlış yola sapmadan, halk sağlığına faydalı ürünler yapmak! Bunları yaparken, biraz da eczacılara örnek olalım ki bu işi yapması gereken kişiler, yani eczacılar yapsın istiyoruz.



Yalçın KÜÇÜK
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner158

banner245

banner331

banner322

banner8

banner309

banner239

banner241

"Mutluluk ve huzur satıyorum"
Lüks Residence’lar için, “Ben mutluluk ve huzur satıyorum” diyen iş adamı Hüseyin Samut, projelerini...

Haberi Oku