Ropörtaj:
Çözüm bekliyorlar!

Türk Sağlık Sen Antalya Şube Başkanı Ali İhsan Yılmaz, sağlık alanında çalışanların en büyük sorunlarının ekonomik kaynaklı olduğunu söyledi.

Bugünkü röportajımızda Türk Sağlık Sen Antalya Şube Başkanı Ali İhsan Yılmaz ile sağlık alanında yaşanılan sıkıntıları ve çalışanların sorunlarını masaya yatırdık. 14 Mart Tıp Bayrımı dolayısıyla tüm sağlık çalışanlarının bu özel gününü kutlayan Başkan Yılmaz, yetkilileri sağlık çalışanlarının sorunlarının çözümü konusunda göreve davet etti. Yılmaz ile yaptığımız röportajın detayları şöyle:

SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?
Ali İhsan Yılmaz 1966 Antalya doğumlu. İlköğretim ve lise eğitimimin ardından 1983 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde eğitimime devam ettim. 1983 yılında buradan mezun oldum. Bugünden itibaren de meslek hayatıma atıldım ve mecburi hizmetimi Nevşehir Ortahisar kasabasında tamamladıktan sonra Beşkonak’ta, 7 No’lu Sağlık Ocağı’nda, bir dönem İl Sağlık Müdürlüğü Sağlık Müdür yardımcılığı daha sonra Uncalı Semt Polikliniği’nde çalıştım. 2007 yılından beri de Türk Sağlık Sen Antalya Şube Başkanlığı görevini yürütüyorum. 2010 yılından itibaren de profesyonel olarak sendikacılık faaliyetleri sürdürüyorum.

İLİMİZDEKİ HASTANELERLE İLGİLİ SIKINTILAR NELERDİR?
Geçmiş dönemlerle kıyasladığımız zaman hastanelerimizin yatak kapasiteleri arttı; ama yatak kapasitelerindeki artışla orantılı bir personel sayısı artışı yaşanmadı. Bu nedenden ötürü Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde dolaştığınız da eski binada bazı servislerin kapalı olduğunu veya Kepez Devlet Hastanesi’ne gittiğinizde yine personel eksikliği nedeniyle bazı servislerin açılmamış olduğunu görüyoruz. Bunun yanında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde tüm Türkiye'de olduğu gibi bir borç söz konusu. Bu konuda kesin çözümün personel maaşlarının döner sermayeden değil de genel bütçeden ödenmesi olduğunu düşünüyoruz. İlimizin ayrıca müstakil bir Kadın Hastalıkları Doğum Hastanesi’ne ihtiyacı var. Bunun yanında yine Fizik Tedavi Rehabilitasyon ile ilgili bir merkez açılabilir.

DOKTORLARIN YAŞADIĞI SORUNLAR?
Aile hekimlikleri sorunlarıyla beraber hizmet vermeye devam ediyorlar. Aile hekimleri vatandaşlara birinci basamak sağlık hizmetini veren kişiler; ama bu kişiler yaklaşık 200 civarında görevle uğraşıyor. Bu nedenle de artık işlerini neredeyse yapamaz konuma geldiler. Şu an sıfır nüfusla aile sağlığı merkezleri açılıyor ve bunların da kişiler tarafından yapılması isteniyor, bu durumda aile hekimlerimizi ciddi bir mali bir yükle karşı karşıya bırakıyor. Doktorlarımızın birçok alanda sıkıntıları var. Başlı başına döner sermaye sistemi zaten büyük bir sıkıntı yaratıyor; çünkü bu sistem ne kadar iş o kadar para diyen bir sistem. Bunların haricinde hastanelerde kadro noktasında çok büyük sıkıntılarının olduğunu düşünüyorum. Sağlık çalışanları ayrıca ölüme kadar giden şiddet olaylarıyla karşı karşıya kalıyor. Bakıyorsunuz servisteki hastanın başında üç beş tane yakını var, bir anda ortalık karışıyor ve nöbet tutan hemşire veya doktor dayak yemiş. Dayak attığınızda daha iyi sağlık hizmeti almıyorsunuz. Şiddetle ilgili öneriniz ne derseniz; sağlıkta şiddet uygulayan kişinin direkt tutuklu olarak yargılanmasıyla işleme başlanmasının çok etkili olacağı kanaatindeyiz.

SAĞLIK ÇALIŞANLARININ EKONOMİK DURUMLARI HAKINDAKİ DÜŞÜNCELERİNİZ?
Döner sermaye, performans sistemi diye bir sistem var. Ben bu sistem uygulamaya ilk konulduğu zaman bu sistemin ileride kilitleneceğini ifade etmiştim. Döner sermaye nedeniyle şu an sağlık çalışanları gerçekten sabit gelirleri haricinde kayda değer bir performans ücreti alamıyorlar. 2002'den önce veya sonra bir sağlık çalışanı bir öğretmenden, uzman çavuştan, polisten, imamdan daha fazla maaş alırken şu an maaşları saydığım mesleklerde çalışanlardan daha aşağıda kaldı. Bunu söylerken saydığım meslek gruplarında yer alanlar niye bizden daha fazla, sağlık çalışanından daha fazla maaş alıyor diye sorgulamıyoruz. Ek ödemelerin ve yıpranma paylarının emekli maaşına yansıtılmasıyla ilgili birçok çalışmamız oldu; çünkü emekli aylıkları çalışırken aldıkları maaşlarına oranla çok düşük ve bu maaşlarla insanların geçimlerini sürdürmesi, sosyal ihtiyaçlarına yetişebilmesi mümkün değil. Bir hemşire emekli olduğunda maaşın yüzde 50’si eriyor, bir hekim emekli olduğunda maaşının yaklaşık yüzde 70’ini kaybediyor. Takdir edersiniz ortaya çıkan rakam çok ciddi.


ÖDEMELER KONUSUNDA YARGIYA TAŞIDIĞINIZ BİR KONU VAR MI?
İcap nöbetleri yazılıyor. Kişiler, icap nöbetine evinde duruyor ve ihtiyaç olduğunda çağırılıyor ve hastaneye gidiyor. Maliye Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı’na uzman hekim haricinde icap nöbeti ödeyemezsiniz demiş. Konuyla ilgili kanunun ek 33’üncü maddesinde kimlere hangi oranda icap nöbetinin ödeneceğini net durumda belirtilmiş. Konuyla ilgili olarak kanuni düzenleme varken 7 yıldır sağlık çalışanları icap nöbetleri ücretlerini alamıyor. Bununla ilgili de yine dilekçelerimiz ilgili kurumlara sunduk. Yargıya giden arkadaşlarımız da oldu. Mahkeme kendisini haklı buldu ve icap nöbeti parası almasına hükmetti. Konu üst mahkemeye taşınacaktır; ama orada da kanuni düzenleme olduğundan dolayı farklı bir karar çıkmayacağını düşünüyoruz. Eğer bu karar kesinleşirse tüm çalışanlarımız için bir emsal karar niteliği taşıyacak.

EĞİTİM ve SOSYAL FAALİYETLERİNİZ?
Eğitim çalışmalarımıza önem veriyoruz. Zaman zaman düzenlediğimiz etkinliklerle bu alanda sektör çalışanlarımızı bilinçlendiriyoruz. Ayrıca işyeri ziyaretlerimiz ve sendikamızın bilgilendirme ziyaretleri oluyor. Türk Sağlık Sen dergimiz ile Türkiye Kamu Sen dergimiz var ve bunlar her ay düzenli olarak çıkıyor. Bu dergilerimizi arkadaşlarımıza ulaştırıyoruz. Yine Nefes adı altında bir kitapçığımız var. Çok fazla sosyal aktivite yapamıyoruz; çünkü geniş bir bütçeye sahip değiliz.

TIP BAYRAMI İLE İLGİLİ MESAJINIZ?
2014 yılından bu yana sağlık çalışanları yıpranma payı bekliyorlar ve bu beklenti artık en üst seviyelere çıktı. Sayın Cumhurbaşkanımız, Başbakanlığı döneminde 5 yıla 1 yıl demişti; ama hala bir aşama kaydedilmedi. Aldığımız ek ödemelerin emekliliğe yansıması yine bir sorunumuz ve biz bu sorunların artık konuşulmasını değil ete-kemiğe bürünmüş şekliyle resmi gazetede yayınlanmış şeklini görmek istiyoruz. Nasıl kanun hükmünde kararnameyle bir gecede infaz koruma memurlarına yıpranma payı verildiyse sağlık çalışanlarının da bunu hak ettiğini düşünüyoruz. Taşerona kadro meselesinde bile 500 bin kişiye kadro verilirken yıllardır devletin emrinde görev yapan ve 9 bin kişiyi aşan kamu dışı aile sağlığı çalışanları, tıbbi sekreterler ve vekil ebe hemşirelerimiz kapsam dışında bırakılmışlardır. Çalışma hayatımızda durum vahimdir. Çalışanın huzuru yoktur. Bunun önüne geçilmesi için gerekli olan temel şart, çalışanların memnuniyetlerinin arttırılmasıdır. Çalışanın ekonomik ve özlük haklarının iyileştiren düzenlemeler hayat bulur. Bunun aksi her ne yapılırsa çalışanları yine ümitsizliğe ve hüsrana sevk edeceğinden herkes emin olmalıdır. Ekonomik sorunlar çözülsün, tüm çalışanlar kadrolu olsun, istihdam artsın iş yükü hafiflesin, mobbing ve şiddet sona ersin, tüm bunlar çalışanların sloganları değil temel beklentilerdir. Bu nedenle biz bu seneki 14 Mart farklı olsun istiyoruz. Çalışanın merkeze alındığı bir 14 Mart’ı hayal ediyoruz. Umarız ki devletimizi yönetenlerde bu çağrımıza kulak verirler ve bu sene 14 Mart’ı sağlık çalışanları için gerçek anlamda bir bayrama dönüştürürler. Bu temennilerle tüm sağlık çalışanlarının 14 Mart Tıp Bayramını kutluyor, millet olarak hepimizin daha huzurlu, aydınlık 14 Martlara ve yarınlara ulaşmamızı diliyorum"

HASTANELERDEKİ YIĞILMA KONUSUNDA NE SÖYLERSİNİZ?
Şu an bir doktor günde 100 civarında hastaya bakıyor. Aslında bir doktorun günlük olarak bakması gereken ideal hasta sayısı yaklaşık 50’dir ve Avrupa standartlarında bu sayı 25’i geçmez. Bu nedenle hastanelerdeki yığılmamın önüne geçilemiyor. Bu noktada vatandaşlara tavsiyem muayene için aile hekimlerini tercih etmeleri yönünde olacaktır. Eğer muayeneye ilk önce aile hekimlerinden başlarlarsa hastanelerdeki yığılmanın azalacağı kanısındayım. Bu konuda bir sevk zinciri daha önce Isparta’da uygulandı; ancak sonra uygulamadan kaldırıldı. Şahsi kanaatimi sorarsanız, bu saatten sonra sevk zincirinin uygulanabilirliğinin olduğunu düşünmüyorum; çünkü sevk zincirinin uygulamaya konulması halinde aile hekimliklerindeki şiddet olaylarında büyük bir artış yaşanacağını düşünüyorum.
Veli AKOĞLU

banner359
Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner360

banner361

banner362

banner158

banner344

banner322

banner8

banner309

banner239

Engel tanımıyorlar!
Engel Tanımayanlar Spor Kulübü Derneği Başkanı Özkan Gönenç, dernek bünyesinde gerçekleştirilen etkinliklere...

Haberi Oku