Ropörtaj:
Her alanda sahadalar!

Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen) Antalya Şube Başkanı Sinan Kuluöztürk, gazetemize sağlık sektörüyle ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Bugünkü röportajımızın konuğu Sağlık ve Sağlık-Sen Antalya Şube Başkanı Sinan Kuluöztürk oldu. Sendikacılığı sadece çalışanların hak ve menfaatlerini aramak olarak görmediklerini kaydeden Sağlık-Sen Antalya Şube Başkanı Kuluöztürk, gece-gündüz demeden hizmet veren bir anlayışla hareket ettiklerini aktardı. Kuluöztürk ile yaptığımız röportajın detaylarıysa şu şekilde:

SİZİ TANIYABİLİR MİYİZ?
Elazığlıyım ve 1999'dan bu yana da Antalya'da ikamet ediyorum. Evliyim, 1 çocuk babasıyım. 2001 yılı sonunda Antalya Sağlık-Sen’in kuruluşunda rol alan 3 kişiden birisiyim. Genel merkez yönetim kurulunda temsilcilik görevim var ve 10 yıldır da Sağlık-Sen Antalya Şube Başkanı olarak hizmet veriyorum.

SENDİKANIZIN FAALİYETLERİNDEN BAHSEDER MİSİNİZ?
Antalya’da bugün itibarıyla 7 bin üyemiz var ve Mayıs ayı sonunda 7 bin 500 üyeye ulaşacağımızı tahmin ediyorum. Sendikacılığı sadece çalışanların hak ve menfaatlerini aramak olarak görmüyoruz. Bizler sosyal sendikacılık yanımızı da öne çıkarıyoruz. Düzenlediğimiz programlardan elde ettiğimiz gelirleri ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz, kendimizi engelli vatandaşlarımıza tekerlekli sandalye yardımında bulunuyoruz. Önemli günlerde üyelerimizi bir araya getiren ve onların moral bulduğu organizasyonlara da imza atıyoruz. Örnek vermek gerekirse; Dünya Kadınlar Günü’nde çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdik. Üyelerimizle düzenlediğimiz bir kahvaltıda buluştuk. Kuran-ı Kerim tilavetiyle başlayan programımızda hem arkadaşlarımız moral buldu hem de elde edilen gelir şehit aileleri ve Mehmetçik Vakfı’na bağışlandı. Ramazan ayında ihtiyaç sahipleri için gıda kolileri yaptırıyoruz ve bunları ihtiyaç sahiplerine ulaştırıyoruz. Yani sadece çalışanların hak ve menfaatlerini gözeten bir sendikacılık yapmıyoruz. Ayrıca eğitim alanında da faaliyetlerimize devam ediyoruz. Antalya’da 210 sağlık çalışanı arkadaşımıza yüksek lisans yaptırdık, üyelerimize ücretsiz yabancı dil eğitimi aldırıyoruz. Deyim yerindeyse gecemizi gündüzümüze katarak sendikacılık yapıyoruz.

SAĞLIK SEKTÖRÜNDE PERSONEL AÇIĞI VAR MI?
Sağlık Bakanlığı 2002’den bu yana ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ doğrultusunda çok önemli adımlar attı. Önceden vatandaşlarımız hastanelerde muayene olmak için sabahın ilk ışıklarında yollara düşüyordu, bu da yetmezmiş gibi bir de ilaç sırası beklemek zorunda kalıyorlardı. Şu an gelinen noktada şükürler olsun ki bu sorunlar ortadan kalktı. Sağlık-Sen olarak sağlıkta uygulanan bu değişim programlarını destekliyoruz; ancak yapılan ek hizmet binaları, açılan yeni hastaneler beraberinde bir personel sorunu ortaya çıkardı. Personel sayısının yetersiz kalması nedeniyle sağlık personellerimiz çok yoğun bir şekilde çalışır hale geldiler ve bu nedenle kimi personellerimizin aile yaşantılarının bozulduğunu gözlemliyoruz. Sağlık Bakanlığı ebe ve hemşire kadrosuna 17 bin yeni personel alınacağını açıkladı. Bu alımların gerçekleştirilmesini dört gözle bekliyoruz. Eğer bu personel alımı yapılırsa, şu anda sağlık personellerimizin iş ve aile hayatlarında yoğun çalışma temposuna bağlı olarak yaşadıkları sorunların da tamamen çözüleceğini düşünüyorum. Personel açığıyla ilgili büyük bir sıkıntımız var.

YIPRANMA PAYIYLA İLGİLİ DÜŞÜNCELERİNİZ?
Yıpranma payı sağlık çalışanlarının kanayan bir yarası durumunda. Bir kaza olduğunda gazeteci haber yapmaya gidiyor yıpranması var, itfaiye gidiyor onun da yıpranması var, emniyet güçleri oranın güvenliğini almaya gidiyor ve onların da yıpranma payı var; ancak oraya hayat kurtarmaya giden sağlık görevlisinin yıpranma payı maalesef yok. Bu konuyu yıllardır dillendirilen bir mesele; ancak konuyla ilgili henüz somut bir adım atılmış durumda değil. Konuyla ilgili bir netice almak için Sayın Cumhurbaşkanımızın, Başbakan olduğu 2014 yılında konuyu kendisine ilettik ve olumlu bir dönüş aldık. Tüm sağlık çalışanlarına konuyla ilgili müjdeyi de verdik; ama bürokratik sistemde yaşanılan sıkıntılar dolayısıyla konuyla ilgili şu an bir gelişme yaşanmadı. Sendika olarak bu konunun takipçisiyiz ve önümüzdeki süreç içerisinde sağlık çalışanlarının yıpranma haklarının mecliste görüşüleceğini düşünüyoruz.

EK ÖDEMELER KONUSUNDA NE SÖYLERSİNİZ?
Ek ödeme dediğimizde sağlık çalışanlarının en çok üzerinde durduğu bir konuyu irdelemiş oluyorsunuz. Önceden döner sermaye sisteminde hastanenin kazançları kadar o hastane çalışanlarına bir ödeme yapılırdı; ancak Sağlık-Sen’in bu konuda yapmış olduğu girişimler sayesinde bu konuyla ilgili artık sabit bir ödeme sistemi var. Bu sistemin haricinde bir de performans ödemeleri var. Bu ödemede doktorlar havuzdan fazla para alırken diğer sağlık çalışanları çok cüzi rakamlarda ödeme alıyorlar. Bu konuyla ilgili olarak havuz sisteminin değiştirilmesini ve diğer doktorlar dışındaki diğer sağlık çalışanlarının da daha yüksek oranlarda bu ücretlerden yararlanmasını talep ettik. Mevcut sistem, hekim ve hekim dışı personel şeklinde 2 havuzlu bir sistemi dönüştürülürse sağlık çalışanlarının daha huzurlu ve mutlu bir ortamda görevlerine devam edecekleri kanısındayız. Üniversite hastanelerinde bir profesörün performansına baktığınızda döner sermayeden 20 bin lira pay aldığını görürken aynı hastanedeki diğer sağlık personellerininse döner sermayeden 100 lira pay aldığını gözlemleyebilirsiniz. Bu sistem oradaki barışı ve huzuru bozuyor. Onun için bu konu bizim için çok önemli.

HASTANELERDEKİ YIĞILMALARI NEYE BAĞLIYORSUNUZ?
Avrupa’da uygulanan Aile Hekimliği'ni ülkemize getirdik. Aile hekimliği bir vatandaşın ve ailesinin tüm şikâyetlerini bilen, vatandaşları birinci basamakta tedavi eden oluşumlar; ancak vatandaşlarımız hastane alışkanlıklarında hala vazgeçmediler. Hala aile hekimini tanımayan vatandaşlarımız var. Eğer vatandaşlarımız bir sağlık sorunları olduğu zaman ilk önce aile hekimlerine gitselerdi hastanelerde bu kadar yığılma olmazdı. Vatandaşlarımıza hastanelerde yığılmalar yaşanmaması konusundaki uyarım; muayeneye ilk önce aile hekimlerinden başlamaları yönünde olur. Konuyla ilgili Sağlık Bakanlığımız ve Sağlık İl Müdürlüğümüz çok özverili çalışıyorlar ve vatandaşların mağdur olmamaları için ana branşlarda poliklinik hizmetlerini gece 23'e kadar uzattılar. Bu konuda sağ olsun İl Sağlık Müdürümüz Ünal Bey’de çok hassas davrandı, buradan kendilerine de verdikleri destekten ötürü çok teşekkür ediyorum.

AİLE HEKİMLERİNİ SIKINTILARI?
Aile hekimlerinin hasta nüfusunun azaltılması lazım. Bu yapılırken de aile hekimlerinin özlük haklarının korunması lazım. Aile hekimlerimizin kaliteli bir hizmet verebilmesi için nüfuslarının 2 bin 500’ü geçmemesi gerekiyor; çünkü bu birimlerimiz hasta takibi de yapıyor. Mevcut durumun şartlarına göre yorumlarsak aile hekimliği özel hastane uygulamasına dönüştü. Onların kazançlarını sınırlamak yerine, onlara daha uygun şartlar sağlanmalı ve vatandaşlarımıza daha kaliteli bir şekilde sağlık hizmeti sunmalarına yardımcı olunmalı. Şu an bu konuyla ilgili İl Sağlık Müdürümüz Ünal Bey gerekli çalışmaları başlattı. Mevcutta aile sağlığı bulunan ve nüfusu fazla olan bazı mahallerimizde ikinci aile sağlığı merkezleri açıldı. Temennimiz bunların çoğalarak devam etmesi yönünde.

MEVCUT BİNALAR YETERLİ Mİ?
Aksu bölgesine yeni bir hastanenin şart olduğunu düşünüyorduk ve burayla ilgili zaten İl Sağlık Müdürlüğümüz çalışmalara başladı. İnşallah, önümüzdeki günlerde İl Sağlık Müdürümüz Ünal Bey ve ilimiz yetkilileri bölgede yapılması düşünülen 300 yataklı hastanenin temelini düzenlenecek törenle atacaklar. Geçmişte Antalya’daki özel hastanelerin yatak sayısı kamu hastanelerinin yatak sayısından fazlaydı; ancak hükümetin bir biri ardına sağlık alanında hayata geçirdiği projelerle bu tablo şu an tam tersine döndü. İlerleyen günlerde eski SSK’nın olduğu, Atatürk Devlet Hastanesi’nin de komple yıkılacağını ve yerine son derece modern bir hastane kompleksinin yapılacağını duyduk. Sayın Cumhurbaşkanımızın da şehir hastaneleri yapılması şeklinde bir hayali vardı. İnşallah yetkililerimiz buna yönelik projeleri ilimizde hayata geçirecekler. Ayrıca Konyaaltı bölgesinde özel hastaneler var; fakat burada bir kamu hastanesi yok. Bölgenin nüfus potansiyelini ve büyüme hızını düşündüğümüz zaman buraya da bir kamu hastanesinin yapılmasının uzun vadede faydalı olacağı görüşündeyim. Antalya her yıl on binlerce göç alan bir şehir. İlimiz sürekli büyüyen bir şehir olduğu için kamu hastanelerinin büyümesi, yenilenmesi ve yenilerinin yapılması bizim için önemli.
Veli AKOĞLU

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner158

banner344

banner322

banner8

banner309

banner239

Engel tanımıyorlar!
Engel Tanımayanlar Spor Kulübü Derneği Başkanı Özkan Gönenç, dernek bünyesinde gerçekleştirilen etkinliklere...

Haberi Oku