SİYASET:
Ramazan Çalık İsyan Etti
 Serik Belediye Başkanı Prof Dr Ramazan Çalık, kendisinin Fetöcü olduğu ve Fetöcülere destek olduğu şeklindeki ithamlara maruz kaldığını dile getirerek çok ağır sözlerle bizzat isim vererek açıklamada bulundu...

İŞTE O AÇIKLAMANIN TAM METNİ...

Bugün kamuoyuna böyle bir duyuru yapmaktan,  ülkem adına insanlarım adına gerçekten çok üzgünüm. Bizler işimiz gücümüz Serik diye halkımıza hizmet yolunda gece gündüz koşarken,  kifayetsiz muhterislerin, gözünü para ve makam bürümüşlerin beyinsizliklerini, cür’etlerini, açgözlülüklerini, tamahkarlıklarını, kem yüreklerini,  ve şerlerini hesap edememişiz.  Bu alçakları, haramzadeleri ihmal etmiş, gereğini yapmamış, yapamamışız. Bugün eksik bıraktığımız görevi tamamlamak, seviyesizlikte sınır tanımayan bu sülükleri ifşa etmek ve gerçek konumlarının kamuoyunca da bilinmesini sağlamak   amacıyla harekete geçtim.

Uzun süredir Fetö ve olağanüstü hal istismarcısı bir çetenin ilçemizde etkin faaliyet gösterdiğini biliyor,  hissediyor, ancak aldırmıyordum. Zira bunlarla uğraşacak vaktimiz yoktu. Son zamanlarda Ömer GÜRLER,  Yaşar TOPAL ve Musa ARICI gibi partimizden görünen şahısların  bazı insanlara para ve menfaat sağlayıp, aleyhimde iftira  ettirmeye   ikna ettikleri, bu kişileri, Antalya’da KOM’a veya Cumhuriyet Savcılığına,   yanlarında  bir avukat eşliğinde götürerek  ifade  aldırdıkları duyumlarını alıyordum. Yine bu çete ve bu çeteyi azmettirenler tarafından    BİMER’e ve  CİMER’e,    Fetöye para sağlamak için yapıldığı iddia edilen yolsuzluk konulu   ihbarlar yaptırıldığını da çokça işitiyordum.  Yine aynı şahısların ve  ismi bende mahfuz, bu tiplerle bağlantısı olan  bir KOM polisinin ismini kullanarak kara propaganda yaptıklarını biliyorum. Biz canımızı dişimize takımı gece gündüz Refarandum çalışması yaparken, bu hainler,   benim  eşimin  ve mesai  arkadaşlarımın fetöden, alınacağını söylemekte,  bugün, yarın, en sonunda  16 Nisandan sonra  fetöteden içeri gireceğimiz propagandayla uğraşmaktalar. 

 Önceleri ne olduğunu anlamadığımı itiraf edeyim. Yaşananlara yakın zamanlara kadar bir anlam veremedim.  Taa ki,    Ömer GÜRLER ve Yaşar TOPAL’ın 15 Temmuz darbe girişimini fırsat bilerek, 15 Temmuz sonrasında  alçakça ihbarlara giriştiklerini gösteren belgelere ulaşana kadar!  Av. Yaşar TOPAL  Ak Parti Yerel Yönetimler Başkanlığı’na sunduğu  30/09/2016 tarihli 2.5 sayfalık  dilekçesinde,  hangi iftiraların  bulunduğunu kamuoyunun da bilmeye hakkı vardır.  

Yaşar TOPAL bu dilekçesinde  15 Temmuzdan birbuçuk ay önce darbeden haberdar olduğumu, bunu Yavuz CANSIZ’a söylediğimi,  15 Temmuz gecesi darbe girişiminden   önce  21-21.30 da telefonlarımı şoförüm Cemal’e  verdiğimi, şoförüme “ne ben seni gördüm,ne sen beni gördün” diyerek bir otele gittiğimi, (O gece Dünya karması galası nedeniyle Regnum oteldeydim)   Fetöden tutuklanan Serik  Kaymakamı  Rıfat ALTAN’la samimi görüntüler verdiğimi,  eşimin de Rıfat ALTAN’ın eşiyle çok samimi olduğunu,   fetöcü  avukat Baki TOPÇU ve veteriner Hacı Kerim TOPÇU’nun kardeşi  Ahmet TOPÇU’yu listeye koyduğumu, belediye meclis üyesi seçtiğimi,(Halen Ak Parti ilçe yönetiminde olan Ahmet TOPÇU belediye meclis üyesi seçilmemiştir)  bir çok işi Ahmet TOPÇU üzerinden yürüttüğümü, Kaynak Kolejine ruhsat sağladığımı, Opçin Mobilya’ya yasadışı yardımda bulunduğumu ve belediye başkanlık mobilyalarını  buradan aldığımı,(Burada Meclis üyemiz Ramazan ETLİ’yi tanık göstermişler-Ayrıca Opçin mobilyadan belediye tek kuruşluk mobilya satın alınmamıştır)    Kimse yok mu Derneğinin Uşak Şubesine üye olduğumu, belediye başkanlığı adaylığım kesinleştikten sonra ayrıldığımı,  İzmir’de bulunan dairemi Fethullah Gülen’in berberine sattığımı, (sekiz yıl önce 2008 yılında İzmir’den ayrılırken  bir emlakçı vasıtasıyla sattığım ve kime satıldığını bugün dahi  hatırlamadığım bir daireden bahsediyorlar) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında belediyeye ait tüm araçların otoparka çekilmesi talimatı verdiğimi,  fetö terör örgütü mensubu olduğumu, Ak Partinin daha fazla zarar görmemesi ve  gerekli tedbirlerin alınması için  Ak Parti Yerel Yönetimler Başkanlığına başvurduğunu söylüyor. 

 Bu onursuz ve şerefsiz adamın (adamların),   bu kadar çok yalanı uydurmak ve dahası bunu üstlere göndermek cür’etleri ,  akıl ve ruh sağlıklarıyla  ilgili şüpheye açıktır!  Bu kişilerin ciddi hasta olduğuna inanıyorum. Bu iddialarını ispat etmezlerse,  müfteri ve alçaktırlar ki, öyledirler!  Zira yalanın iftiranın ispatı mümkün değildir.

Yaşar TOPAL ihbar dilekçesinde “Serik Belediye Meclis Üyesi Ömer GÜRLER tarafından Serik Belediyesi’nde yaşanan hukuka aykırı eylem ve işlemlere  dair uzun bir bilgi notu bulunmaktadır”, diyor ve bu 11 sayfalık notu yazısına  ekliyor.  

 Çift imzalı bu ihbar da,   baştan aşağı iftiralarla dolu, Serik Belediyesi’ni FETÖ’ye para sağlayan bir kurum gibi gösteren, Ömer GÜRLER ve Yaşar TOPAL imzalı ibretlik dilekçedeki iddialar bize   FETÖ usulü tasarlanmış bir kumpasın ipuçlarını vermektedir. Okuyunca nesepleri ve cibilliyetleri konusunda derin şüphelere düştüğüm müfteriler,    bir kurumu,  kişiyi veya kişileri  değil de, adeta bir çeteyi ihbar etmişler!     

İki sayfa örgüt sunumuna sahip bir albüm  ve dokuz sayfa yazıdan müteşekkil ihbarda,  şeytanın bile aklına gelmeyecek senaryolarla iftiralarda bulunmuşlardır. Buradaki iddialara göre Serik Belediyesi  Ak Partili bir belediye değil, FETÖ üyesi suçlulardan oluşan bir çetedir. Ticari kurumları soymakta,  devamlı suç niteliğinde imar belgeleri tanzim etmekte ve buralardan sağlanan paralar  FETÖ’ye  aktarılmaktadır. Ama yine de başkan (yani ben)   yasadışı belgelere imza atmamakta, yasa dışı belgeleri başkalarına imzalatmaktadır!  Yine bu ihbarlara göre yakın çalışma arkadaşlarımın hepsi fetöcüdür, Başkan yardımcılarım Yusuf KAYA, Erhan YILMAZ, Bünyamin OKUDAN, Mustafa TAŞKAYA  fetöcüdür, Eşim fetöcüdür. Kardeşim Necmettin ÇALIK fetöcüdür, özel kalemim  Emel DEMİR, fetöcüdür.  Oğlum Yasin ÇALIK örgütçülüğün şahikasına varmıştır bu nedenle hem FETÖcü hem İŞİDcidir!!! Antalya Şubesi Başkanlığını yaptığım Yeni Dünya Vakfı’nın, mütevelli heyeti başkanı Mahmut GÖKSU fetöcüdür.  Danışmanım Zekai DURSUN dahil  çevremdeki  herkes ama herkes fetöcüdür ve belediyeden  fetöye para aktarılmaktadır. İhbara göre; çalışma arkadaşlarımdan çevremden   geri kalan fetöcülerin isimleri şunlardır.  Yavuz GÜNEY, Haluk DÖKMEZ, Efgan ATMACA, Şenay KARAYILDIRIM, Rıza KARAYILDIRIM, ENVER APUTKAN, İbrahim ALTINAY, Emine ALKAN, Turan İNCE, Abdullah AKGÜN, Hüseyin BEDEL, Fatih KABADAYI. vs.

Bu deli saçmalarını devletin her türlü makamına, hatta güvenlik kurumlarına bizzat şikâyet etmekte, bu konuda güvenlik güçlerini harekete geçirmeye çalışarak, insanların lekelenmeme hakkını alenen ihlal etmektedirler. İstedikleri istikamette fetöcü  algısı  yaratarak  Devlete operasyon yaptırma derdine düşenler,   gerçekte  Ak Partili değildir ve olamaz!  Başkan olarak şahsıma yönelen düşmanlıklarıyla, şahsımı siyaseten yok ettiklerinde,  Serik’te başarılı olacaklarını, Serik’te Belediyeyi ele geçireceklerini düşünecek kadar  akıl fikir yoksunu ve zeka fukarası  oldukları açıktır. Belediyemizde yolsuzluk var, fetö var düşüncesini ve iftirasını yayarak, Partimizce Serik’te ilk defa yakalanmış hizmet  fırsatını  heba edeceklerini, hatta büyükşehir belediye seçimlerini dahi tehlikeye sokacaklarını  göremeyecek kadar hırsları akıllarının önüne geçmiştir.   Bunlar ve benzeri tipler ülkemizde,  Fetö soruşturmalarını sulandırmakta,  masum insanların sorguya alınmasını sağlamaya çalışmakta,  Ak Partiye ve Devlete zarar vermekte, gerçekte ise FETÖ’ye hizmet etmektedirler. 

Ömer GÜRLER ve Yaşar TOPAL, imzasını taşıyan iftiranameden,   iki örnek vererek düştükleri çukuru ve utanmazlıklarındaki    vahameti gözler önüne sermek istiyorum.

Diyorlar ki; BOĞAZKENT MAH. 273 ADA 01 PARSEL NATURE LUX otel 200 bin dolar karşılığında ruhsatlanmış, para fetöye aktarılmıştır.

Gerçek ise şudur.  Bu otel 20.11.2012  tarihinde ruhsat almış. 27.03.2014 tarihinde iskan almıştır. Bizim dönemimizde otel hakkında hiç bir işlem yapılmamıştır.

Diyorlar ki, BOĞAZKENT MAH. 231 ADA 02 PARSEL  BOĞAZKENT MAH. 81 ADA 11 PARSEL ALVA DONNA  otelden yapı ve iskan ruhsatları verilirken “hain çete tarafından”  (tabir aynen böyle) 1.000.000 TL alınmış ve bu para eski belediye başkan yardımcısı Mustafa AYDIN vasıtasıyla fetöye aktarılmış.

  Gerçek ise şudur. Bu otel, 09.04.2013 tarihinde ruhsat almış. 16.09.2013 tarihinde ise iskân almıştır. Bizim dönemimizde hiçbir işlem yapılmamıştır.

 Sonuç olarak bu hain ve şerefsiz insan müsveddelerinin tamamen yalan dolan ve iftiralardan oluşan hakkımızdaki tüm iddiaları, gerçekleri, ifade eden belgeleri ile beraber başta Cumhuriyet Savcılıkları olmak üzere devletimizin ilgili tüm kurumlarına gönderilecek, partimiz nezdinde de haklarında işlemler başlatılacaktır.

Bu hain  kumpas ve olaylar bir başka boyutta şöyle geliştirilmektedir:   

 Bilindiği üzere,  İçişleri Bakanlığı bünyesinde Mahalli İdareler kadrosunda Baş Kontrolör olarak görev yaparken, belediyemizde mesleki bilgilerinden faydalanmak amacıyla    görevlendirilen  Mustafa AYDIN, 15 Temmuz’dan altı ay öce 15.02.2016 da istifaen başkan yardımcılığından ayrılmış ve İçişleri Bakanlığı Mahalli  İdareler Genel Müdürlüğü’ndeki  kadrosuna dönmüştür. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra bu kişinin FETÖ ile irtibatı tespit edildiğinden yargı makamlarınca tutuklanmıştır. Halen fetö şüphelisi olarak Antalya cezaevinde yatmaktadır.

  Cezaevindeki bu şahsa gidilerek benim fetöcü olduğumu söylemesi karşılığında,  cezaevinden kurtarılacağı vaat edildiği  dedikodusunu  çok önceleri duymuş, ancak  gerçek olduğuna ihtimal vermemiştim. Zira insanlar bu kadar alçalamaz diye düşünmüştüm. Geçenlerde  ilçemizde yapılan fetö operasyonundan sonra fetö şüphelisi olarak tutuklanan avukat Baki Topçu’nun, KOM’daki veya mahkemedeki ifadesinde ilçemiz avukatlarından Rasim DEMİRKAN’ın, cezaevinde yatan Mustafa AYDIN’a birçok kez giderek  benim ismimi FETÖCÜ  olarak vermesi karşılığından cezaevinden çıkmasını sağlayacaklarını zikrettiği duyumlarını aldım. Bu duyumlar ciddi kanallardan bana ulaştırıldı.

 Gelinen noktada durumu gözden geçirdiğimde, darbe sonrası ülkemizdeki puslu havadan yararlanan,  siyasi muhaliflerini, rakiplerini   fetöyle mücadele kisvesinde   bertaraf etmeye çalışan bir çeteyle karşı karşıya olduğumu farkettim.   Sayın Cumhurbaşkanımızın deyimiyle at izini it izine karıştıran bu şerefsizleri, gerçekte fetöye hizmet eden ama fetö mücahidi geçinen bu sahte kahramanları,  bu kansız, cibilliyetsiz, onursuz, sahtekarları afişe etmenin ve siyaset arenasından temizlemenin  çok önemli bir memleket meselesi olduğunu gördüm.  

Ben de yasal hazırlık yapıyorum ama şimdi öncelikle Sayın Cumhuriyet  Savcılarını göreve davet ediyorum. İlçemiz avukatlarından  Rasim DEMİRKAN  fetö tutuklusu eski belediye başkanı yardımcısı Mustafa AYDIN’la görüşmüş müdür? Fetö tutuklusu, Baki TOPÇU’nun ifadelerinde böyle bir olay geçmekte midir? Görüşmüşse kaç kez görüşmüştür? Rasim DEMİRKAN şüphelinin avukatı mıdır? Değilse, bu fetö şüphelisiyle hangi sıfatla görüşme ihtiyacı duymuştur?  Cezaevindeki şüpheliye “başkanın  fetöcü olduğunu söyle seni  etkin pişmanlıktan  yararlandırıp çıkartalım” demiş midir? Avukat Rasim DEMİRKAN  şüpheliyi  iftira içerikli ifade almaya zorlamış  ve sıkıştırmış mıdır? Olay doğruysa   kim veya kimler adına sıkıştırmıştır?  Bu işin içinde Belek grubu denilen kişi veya kişiler var mıdır?  Şu an BİMER’e CİMER’e birilerinin  tetikçiliğini yapan kişiler tarafından şahsım ve yakınlarımın gayrı meşru paralar edindiği ve  bu parayı ABD’ye FETÖ’ gönderdiğim ihbarları yapılıyor, hesaplarımıza el koyulması  talep edilerek adli makamlara yol gösteriliyor! İhbarlarında kimliklerini gizleyen bu gerçek  kişiler kimlerdir? Bu kişilerin  kimlerle yakınlıkları vardır? Bu kişilerin  Eski Belek belediye başkanıyla, organik  veya dolaylı bir bağları var mıdır?  Bu kişilerin Ömer GÜRLER, Yaşar TOPAL, Musa ARICI gibi kişilerle herhangi bir bağlantıları var mıdır?

Bu melun çeteyi ve suç örgütünü  bu saatten sonra devletimiz ve  milletimiz adına  Türkiye Cumhuriyeti Savcılarına emanet diyorum.

Ceza ve Hukuk mahkemelerinde bu ihbarları yapanlarla  hesaplaşacağız.  Sadece benim değil, bu müfterilerin gazabına uğrayan, ismi lekelenmeye çalışılan   herkesin buna hakkı vardır. Bu nedenle asılsız ihbarlarda  ismi fetöcü olarak geçen  herkes ceza ve hukuk mahkemelerinde hakkını  arayabilir.   Burada ismi geçen vatandaşlar talep ederlerse,   Ömer GÜRLER ve  Yaşar TOPAL imzalı ihbar örneklerini kendilerine  vereceğim. 

Değerli kamuoyu, sevgili Serikli hemşerilerim,

 Otuz küsur yıl akademisyenlik hayatından sonra Ak Parti saflarında siyasete atıldım. 30 Mart 2014 mahalli idareler seçimleri sonucunda  çok sevdiğim memleketime ve insanlarıma hizmet fırsatına kavuştum.  Bu hizmetlerim sırasında bana en garip gelen hususlardan biri  tescilli hırsızların  muhataplarını ve muhaliflerini  hırsız diye yaftalaması olmuştu. Biz bunlara takılmadık. İşimize gücümüze baktık. Ancak geldiğimiz noktada Serik’te siyaset yaptığını zanneden siyaset kalpazanlarının  boylarından büyük işlere giriştiklerini gördüm. Bu tiplerin, Serik’te siyasete kazandırmaya çalıştığım nezaket, zarafet  ve seviyeyi, maalesef zayıflık  olarak algıladığını müşahede ettim    Bizler gece gündüz milletimiz için çalışan, devletimizi ve  milletimizi yüceltme  davasının erleriyiz.  Çalışıyoruz,  bu nedenle hatamız, kusurumuz eksiğimiz olabilir,  ama hırsızlığımız arsızlığımız yolsuzluğumuz  ve  hainliğimiz olmaz.  Çalışmayan adamlar hata da yapmazlar. Biz de hata yapıyoruz. Örneğin bugün itibariyle, Ömer GÜRLER ahlakında birinin  partimiz içinde bulunması, bizim ve partimizin bir eksiği ve hatası  olarak görünüyor. Hatamızı telafi edeceğiz. Bu şahıs, geçen yıl grup kararına uymayarak MHP ve CHP ile anlaşarak belediye meclisinde aday olmuş,  kendini İmar Komisyonuna seçtirmişti. Aslında o gün ihraç edilmesi gerekirdi. İhmal edildi. Hakkımda bu iftiraları ve ihbarları yapan Ömer GÜRLER, önümüzdeki hafta yapılacak İmar komisyonu seçimleri için,  “bu yıl da  beni imar komisyonuna seçin susayım” gibi ahlaksız teklifleri dolaylı yollarla  ulaştırmaktadır. Ömer GÜRLER’e tavsiyem susmayıp bol bol konuşması, kendisini tetikçi olarak kullananlara hizmete devam etmesidir! Böylelikle önümüzdeki süreçte Hakka şahitlik etmekle, iftira etmek arasındaki  farkı öğrenmesi  mümkün olabilir! Serik’teki teşkilatımız ve Ak Parti grubu Emlakçılık işi yapan birinin imar komisyonunda olmasını  etik bulmaz ve kendisini aday göstermez! Geçen yıl biz seçmemiştik, bu yıl da seçmeyeceğiz. Ömer GÜRLER,  kendi ahlakına uygun mahallelerde kendisine müşteri  aramalıdır!

Üç yıllık görevim sırasında ne encümenden ne imar komisyonundan özel veya kişisel bir tek dahi istekte bulunmadığımı, komisyonların işine karışmadığımı,  başta bu kurullarda görev yapan arkadaşlarım olmak üzere  herkes bilir.

 Şu anda yaşadığım süreçte, devlet gücünü arkalarına almak ve kullanmak  isteyen  bir haydut sürüsüyle   karşı karşıya kaldığımızı görüyorum.   Fetöye kaynak sağlamak için belediyede  yolsuzluk yapıldığı algısını, iftira belgeleri ile oluşturarak, bize karşı  bir fetö  operasyonuna  zemin hazırlamak isteyenlere bir nasihatim var.  Konfüçyus diyor ki;  “Küçük insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca haydut olurlar.” Allah’tan korkmayan, kuldan utanmayan, yüzlerine tükürseler yarabbi şükür diyecek  tıynetteki, haya duygusundan mahrum   haydutlara Serik’te geçit vermeyeceğim. Bu haydutlarda bilmelidir ki,   Dünya Tarihi’nde hiçbir mücadeleyi haydutların kazandığı görülmemiştir.   

Anahtar Kelimeler
Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner336

banner158

banner245

banner331

banner322

banner8

banner309

banner239

banner241

Diş Hekimleri Günü Kutlu Olsun...
Antalya Ak Parti Milletvekili Atay Uslu 22 Kasım Diş Hekimleri Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

Haberi Oku